loader

Mursi’nin Hayatı ve Ölümü Üzerine…

Muhammed Mursi 2012’de Mısır’ın demokratik yollarla seçilen ilk cumhurbaşkanı oldu. İktidarda kaldığı bir yılda nasıl bir dramatik siyasi hayatı olduysa darbe ile iktidar elinden alındığında ve tecrit altında geçirdiği 6 yıllık hücre hayatının sonunda ölümü de öyle dramatik oldu.

Ben bugün Muhammed Mursi’nin sadece ölümüne dair değil onun hayatına dair de bir şeyler yazacağım. Bu sebeple her ikisi -hayatı ve ölümü- için de dramatik ifadesini kullandım. Çünkü Muhammed Mursi Mısır’da iktidara taşındığında, cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturduğu 1 yıllık süre de dramatikti. Onu herkes yalnız bıraktı, kimse ona merhamet etmedi, kimse ona doğruları söylemedi.

Önce Hayatı

Önce hayatından başlayalım; Amerikan egemenliğinin tüm yönleri ile hâkim olduğu Mısır’dan, Mısır’daki siyasi hayattan bahsediyoruz. Uzun yıllar kendisini anti-Amerikancı olarak gizleyen, bazen İslâmcı ve çoğu zaman Arap Milliyetçisi kimliğini öne çıkaran en sonunda tam bir Amerikancı devlet adamı olduğu anlaşılan Cemal Abdunnâsır’ın 18 yıl iktidarda kaldığı Mısır’dan bahsediyoruz.

Filistin Meselesinde Yahudi varlığının lehine anlaşmalara imza atan ama aynı zamanda Filistin davasının sahibi olduğunu söyleyen Enver Sedat’ın iktidarda olduğu Mısır’dan bahsediyoruz. Sonra tamı tamına 30 yıl Mısır’ı Amerikancı çizgide ABD’lilerin nüfuzunda yöneten Hüsnü Mübarek’in iktidarda olduğu bir Mısır’dan bahsediyoruz. Tam da böyle bir dönemde 2011’de Arap Baharı’nın etkisi ile Mısır’da devrim oldu. Mısır ordusu devreye girdi ve bugün Sudan’da yaptığının aynısını o gün Mısır’da yaptı. Kendine sadık bir adamını yine kendine sadık askerler eliyle koltuktan indirdi. Yoksa Mısır halkı o koltuğu belki kökten sallayacaktı.

İşte böyle bir dönemde, Amerikan egemenliğinin sivil ve askerî tüm kurumlarda hâkim olduğu bir dönemde Mısır’da seçimler oldu ve İhvan hareketinin adayı Muhammed Mursi cumhurbaşkanı oldu. Bugün ölümünü bile siyaset malzemesi yapabilenler, o gün Mursi’ye merhamet etmediler. Amerikan menfaatlerini koruması için ona telkin ve tavsiyelerde bulundular. Daha İslâm dışı demokratik arenaya yeni yeni alışan İhvan’a, Mısır için laikliği tavsiye ettiler.

İşte o gün Hizb-ut Tahrir Muhammed Mursi’ye çok önemli bir nasihat yaptı. 13 Ağustos 2012’den ta bugünü okuyan bir nasihatti bu. Tabi ki Hizb-ut Tahrir gaybı bilmez, geleceği okuyamaz ama Sünnetullah ile siyaseti doğru bir şekilde okur. Bugün Suriye meselesinde bize dediklerini o gün Mısır meselesinde de dediler. “Siz bu ümmete ne sundunuz, konuşmaktan başka ne verdiniz?” diye Hizb-ut Tahrir’i eleştirdiler. Ama Hizb-ut Tahrir o gün Muhammed Mursi’ye yönetimi sırasında en kıymetli nasihat ve uyarıları yapmıştı. Bugünkü akıbeti haber veren uyarıları nasihat etmişti.

12 Ağustos 2012’de Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi son derece dikkat çeken bazı kararlar yayınladı. Mısır Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı Muhammed Hüseyin Tantavi’yi görevden aldı ve yerine Abdulfettah es-Sisi'yi getirme kararını aldı. Bununla da yetinilmedi, Sisi ayrıca Mısır Bakanlar Kurulu’nda Savunma Bakanı görevini de üstlendi.

Hizb-ut Tahrir bu meselenin tehlikeli boyutlarını hissetti ve Dr. Muhammed Mursi’ye acilen bir mesaj yöneltti. O mesajda şunları söyledi:

“Abdulfettah es-Sisi Hüsnü Mübarek’in atadığı askerî konsey üyesidir. Sisi normalde yaşça konseyin en küçük üyesidir. Ama askerî istihbarat müdürü olması hasebiyle konseyin kararlarında en etkili ve en aksiyoner üyedir. Muhammed Mursi’ye tekraren nasihatimizi sürdürüyoruz. Birinci nasihatimize itibar etmese de biz nasihatimizi yeniliyoruz. Biz her ne zaman olursa olsun Müslümanlara ve özellikle de yönetimde olan Müslümanlara nasihat etmekten bıkmayacağız. Önceki nasihatimize ilaveten şunu söylüyoruz: ‘Her ne kadar Amerika’nın Mısır’daki nüfuzu eski ve yeni yönetimde güçlü ise de bunu ortadan kaldırmak zor değildir. Amerikan nüfuzunun kuyruklarına yanaşmak ve onlara eğilim göstermek hiçbir fayda sağlamaz. Aksine bu kuyrukların tümünü kesmek gerekir. Allah’ın arzında Allah’ın ‘Kenanesi’ aslında kendisi güç ve kuvvet sahibidir. Kim Allah ile beraber ise galip gelecek olan o dur. İşte hâkim olan Allah’ın ayetleri b gerçekleri haykırıyor. Tebliğ ettim, tebliğ ettim, tebliğ ettim. Allah’ın sen şahit ol.”

Kıymetli takipçilerimiz, okurlarımız ve değerli Müslüman kardeşlerim; işte Hizb-ut Tahrir’in Muhammed Mursi iktidardayken ona yaptığı nasihati buydu. Hizb-ut Tahrir başka liderlerin, âlimlerin ve Müslümanların yapmadığını yaptı; ona merhamet etti, ona nasihat etti ve onu uyardı. Yanlıştan geri durması için mesaj gönderdi. Amerikan kuyrukları olan Sisi’lere Mısır’daki Amerikan elçileri, ajanları ve diğerleri ile iş tutmaması, onlara güvenmemesi için ona nasihat etti. Ama ne İhvan ne de Muhammed Mursi bu nasihatlere kulak vermedi; daha önce Cezayir ve Pakistan’da olan, 90’lı yıllarda Türkiye’de yaşanan kötü tecrübeleri görmek istemedi.

وَقَالَ يَٰقَوْمِ لَقَدْ أَبْلَغْتُكُمْ رِسَالَةَ رَبِّى وَنَصَحْتُ لَكُمْ وَلَٰكِن لَّا تُحِبُّونَ ٱلنَّٰصِحِينَ

“… ‘Andolsun, ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ettim ve size nasihatte bulundum. Fakat siz nasihat edenleri sevmiyorsunuz’ dedi.” (Araf 79)

Sonra Ölümü

Şimdi gelelim Muhammed Mursi’nin ölümüne… 50 küsur İslâm beldesi yöneticisi despot ve zalim bir rejimin elinden bir Müslüman’ı kurtaramadılar. Değil Mursi’yi kurtarmak bir tek Müslüman’ı bile kurtaramadılar. Bu utanç özellikle de yöneticilerin ve iktidar sahibi olanlarındır. Muhammed Mursi’nin ölümünün akıbetini BM’ye havale edenlerindir. Hâlâ Muhammed Mursi için AB ve ABD’den medet bekleyenlerindir.  

Biz onun ölümüne sadece Allah’tan rahmet dileyebiliriz, çünkü biz onu Müslümanlardan biliyor ve öyle tanıyoruz. Dün Müslüman olduğu için Muhammed Mursi’ye demokratik yol ile elde ettiği iktidarın aslında güçsüz ve altı boş bir iktidar olduğunu, Batılılar ve Amerikalılar ile ve onların kuyrukları ile iş tutmanın hatalı olduğunu söylediysek bugünde yine Müslüman olduğunu bildiğimiz için ona Allah’tan rahmet dileriz. Ve isteriz ki Muhammed Mursi’nin akibeti Müslümanlara ders olsun.

Allah rahmet eylesin…

Yazarın Tüm Makaleleri İçin Tıklayınız