loader

İzzet İslâm’dadır!

İzzet İslâm’dadır!

İzzetli ve müreffeh bir hayat için Rabbimizin emrine icabet ederek, razı olduğu İslâmi bir devleti ikame edip şer’i hükümlere göre siyase edilmemiz gerekir.

Müslümanlar olarak her iki dünyada da başarının ve huzurun İslâm’ın emir ve nehiyleriyle mukayyet olmamıza bağlı olunduğu malumdur.

Fıtri olarak kalkınmayı ilerlemeyi arzular ve bu uğurda cehdederiz.

Devletler de bunu hedefler ve bu doğrultuda politika izlerler.

Müslümanlar için değişmez yol rehberimiz olan Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem bu minvalde bizlerin yolunu aydınlatıp her amelimizde şer’i hükümlere uymamızı emretmiştir.

Yasa ve kanunlarıyla hayatımızı derinden etkileyen devlet aygıtının da bu çizgide seyretmesi elbette önemli ve elzemdir.

İçinde yaşadığımız toplumdaki mevcut laik devlet ise kapitalist bir zeminde halkı siyase ederken, Batılı devletlerin yörüngesinde toplumu tamamıyla sömürgeci kâfirlerin zulmüne teslim etmektedir.

Ekonomiden ahlaka, tarımdan sanayiye her anlamda sömürüye açık hale getirmektedir.

Bugün yeraltı ve yerüstü zenginlikleriyle bilinen İslâm coğrafyası yoksulluk ve acının merkezi durumuna getirilmiştir.

Birçok bölgede kan gözyaşı hiç eksilmemektedir. Çeşitli hile ve tuzaklarla bu coğrafyaya müdahale edip sömürmektedirler.

Bu hakikati Rabbimiz bizlere, 1400 yıl önce bildirip kâfirler ve devletleriyle ilişkimizde değişmez kuralları beyan etmiştir.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ الْكَافِرِينَ أَوْلِيَاء مِن دُونِ الْمُؤْمِنِينَ أَتُرِيدُونَ أَن تَجْعَلُواْ لِلّهِ عَلَيْكُمْ سُلْطَانًا مُّبِينًا

“Ey iman edenler; müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. Allah'ın aleyhinize apaçık bir ferman vermesini mi istersiniz?” (Nisa 144)

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى أَوْلِيَاء بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاء بَعْضٍ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَإِنَّهُ مِنْهُمْ إِنَّ اللّهَ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ

“Ey iman edenler, Yahudi ve Hristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden her kim ki, onları dost edinirse; o da, onlardandır. Şüphesiz ki Allah, zalimler güruhunu hidayete erdirmez.” (Maide 51)

 يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ الَّذِينَ اتَّخَذُواْ دِينَكُمْ هُزُوًا وَلَعِبًا مِّنَ الَّذِينَ أُوتُواْ الْكِتَابَ مِن قَبْلِكُمْ وَالْكُفَّارَ أَوْلِيَاء وَاتَّقُواْ اللّهَ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

“Ey iman edenler; sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alay ve eğlenceye alanları ve kâfirleri dost edinmeyin. Eğer mümin iseniz; Allah'tan korkun.” (Maide 57)

لَا تَجِدُ قَوْمًا يُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ يُوَادُّونَ مَنْ حَادَّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَلَوْ كَانُوا آبَاءهُمْ أَوْ أَبْنَاءهُمْ أَوْ إِخْوَانَهُمْ أَوْ عَشِيرَتَهُمْ أُوْلَئِكَ كَتَبَ فِي قُلُوبِهِمُ الْإِيمَانَ وَأَيَّدَهُم بِرُوحٍ مِّنْهُ وَيُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ أُوْلَئِكَ حِزْبُ اللَّهِ أَلَا إِنَّ حِزْبَ اللَّهِ هُمُ الْمُفْلِحُونَ 

“Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir kavmin; kendi babaları, oğulları, kardeşleri veya akrabaları da olsa Allah ve Peygamberine muhalefet eden kimselere sevgi beslediğini göremezsin. İşte onların kalbine Allah, iman yazmış ve katından bir ruh ile onları desteklemiştir. Onları altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır. Bunlar orada ebediyen kalacaklardır. Allah; onlardan razı olmuştur, onlar da Allah'tan hoşnut olmuşlardır. İşte onlar; Allah'ın hizbidir. Dikkat edin; Allah'ın hizbi, felaha erenlerin kendileridir.” (Mücadele 22)

Ve daha birçok ayette onları dost edinmemizin bize hüsran ve zilletten başka bir şey getirmeyeceğini belirtmiştir.

Kalkınma ve ilerlemeyle arzu edilen izzet ancak ve ancak İslâm’a uygun bir yol izlemekle mümkündür.

Avrupa Birliği, Rusya ya da Amerika’nın dostluklarını isteyen, onların gösterdiği doğrultuda politika izleyen hiçbir devlet ve toplumun huzur bulması mümkün değildir.

Kâfirler Müslümanlara besledikleri kinlerinden ötürü bizlere sadece ve sadece acıyı ve gözyaşını yaşatırlar.

Hiçbir gerekçe onların boyunduruğunda bir devlet yönetimini meşru kılmaz. Batılı devletler ile müttefiklik yapıp nihayetinde bununla övünmek ya İslâm’dan bihaber olmanın ya da gafletin göstergesidir.

Müslüman beldelerine böl-parçala-yok et politikasını yüzyıllardır uygulayan kâfirlere karşı sadece tek bir raye altında toplanmış bir ümmet dik durabilir.

Bu ümmet onlarca dil ve rengiyle kardeşçe yaşayan İslâmi ümmettir.

Ümmet olarak yeniden birleşmemizin tek yolu olan siyasi liderliğimizi oluşturmanın zamanı çoktan gelmiştir.

İzzetli ve müreffeh bir hayat için Rabbimizin emrine icabet ederek, razı olduğu İslâmi bir devleti ikame edip şer’i hükümlere göre siyase edilmemiz gerekir.

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

Yazarın Tüm Makaleleri İçin Tıklayınız