loader

“İsrail”in Zaferi Erdoğan’ın Eliyle Oldu

@

"İSRAİL"İN ZAFERİ ERDOĞAN'IN ELİYLE OLDU

                                                   Hakkı EREN

 

Mayıs ayının ortasında aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 31 üye ülkenin oybirliği ile gasıp yahudi varlığı ve Siyonist “İsrail” Organisation for Economic Cooperation and Development (OECD) / Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü üyeliğine kabul edildi. “İsrail”, Estonya ve Slovenya, 2007 yılından beri yürütülen katılım müzakerelerinin sonucunu bekliyordu. Türkiye dâhil 31 ülkenin yer aldığı OECD'ye yeni üyeliğin onaylanması için, üye ülkelerin oybirliği gerekmektedir. Buna göre, Filistin yönetiminin Türkiye'ye yaptığı çağrılara rağmen, AKP hükümeti “İsrail'in” üyeliğini onaylamış oldu. Oybirliği ile karar alan örgütte, eğer Türkiye veto hakkını kullanmış olsaydı, “İsrail'in” üyeliği gerçekleşmeyecekti.

2009 yılında Davos toplantısında, “İsrail” eski Cumhurbaşkanı Şimon Peres'e "one minute" diyerek, kendisini Filistinlilerin "koruyucusu" ilan eden Recep Erdoğan'ın Başbakanlığını yaptığı hükümet, karara şerh koyduğunu ifade etse dahi, “İsrail'in” OECD üyeliğini engelleyecek hiçbir girişimde bulunmadı. Koyulan şerh kararı da zaten gelecek olan muhtemel baskıları önlemek içindi. Yani riyakârlık aynen devam etmektedir. Ellerinden gelen bir şey varken bunu yapmayarak çok konuşan insanlar, şüphesiz ki yeryüzünün en kötü konuşan insanlarıdır.

Oysaki Başbakan Erdoğan’ın her ortamda haklarını savunmaya yeltendiği Filistin yönetimi oylamadan bir hafta önce bütün OECD ülkelerine gönderdiği mektupla “İsrail'in” üyeliğinin veto edilmesini istemişti. Mektupta “İsrail'in” 2009 yılında sona eren Gazze saldırısı sonrası aynı kente uyguladığı ambargonun insanlık dışı koşullar oluşturduğu ve bu ortamı yaratan bir ülkenin OECD üyesi olmaması gerektiği ifade edilmişti. Buna ilaveten özellikle AKP hükümetine bazı heyetler göndererek bu kararı engellemesi için ayrıca rica da bulunmuşlardı. Ama yapılan bu rica ve talepler hiçbir anlam ifade etmedi. Ve AKP hükümeti eliyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti yahudi “İsrail” varlığına devletlerarası arenada bir meşruiyet kapısı açmış oldu. Bu tavrıyla Hükümet, “İsrail'e” karşı sadece söylem düzeyinde kalan bir siyaset yürüttüğünü ve zulme karşı ciddi, cesur ve samimi olmadığını ikrar etmiş oldu.

Yaklaşık olarak yirmi yıldır OECD üyeliği bekleyen “İsrail”in Maliye Bakanı Youval Steinitz ise, bunun “İsrail” için tarihi bir başarı olduğunu vurguladı. Böylece “İsrail”in OECD'ye katılımı sonucu uluslararası katılım notunun artacağını ve yabancı yatırım için daha güven verici olacağını ifade etti.

OECD kapitalist dünya düzenin de gerçekten etkili bir devletlerarası ekonomi örgütüdür. 14 Aralık 1960 tarihinde imzalanan Paris Sözleşmesi'ne dayanılarak kurulmuş ve savaş yıkıntıları içindeki Avrupa'nın Marshall Planı çerçevesinde yeniden yapılandırılması amacıyla 1948 yılında kurulan Avrupa Ekonomik İşbirliği Örgütü'nün (OEEC) doğrudan mirasçısı konumundadır. Örgütün tüzüğe bağlanmış amaçları arasında şunlar vardır:

1-   Finansal istikrarın eşzamanlı olarak korunduğu üye ülkelerde ve hem de özellikle gelişmekte olan ülkelerde halkın yaşam standardının iyileştirilmesi

2-   Sürekli ve dengeli ekonomik gelişim sağlayan politikaya destek ve yardım etmek

3-   İşsizliğin ortadan kaldırılması

4-   Ekonomik genişleme politikasının uyandırılması ve sosyo-ekonomik eşgüdümlü gelişmenin desteklenmesi

5-   Devletlerarası yükümlülüklere uygun olarak çok taraflı ve ülkeler arasında ayrım gözetmeyen dünya ticaretinin geliştirilmesine destek verilmesi, gibi…

OECD'ye üye veya bu örgüte üyelik talebinde bulunan ülkeler, sosyo-politik ve ekonomik yaşamda, aşağıda belirtilen üç ilkeyi vazgeçilmez değerler olarak benimsemek zorundadırlar. Demokrasi, İnsan hakları ve Yurttaş özgürlüğüne bağlılık…

Bu ilkeler aynı zamanda yukarıda belirtilen amaçların gerçekleştirilmesine de hizmet ederler. OECD, bir taraftan bu ilkelerin üye ülkelerde güçlendirilmesine katkı sağlarken, diğer taraftan da örgüte üye olmayan ülkelerde ilkelerinin tanıtımını yapmaktadır. Kurucu olan ülkeler arasında Fransa, Almanya, İtalya, Belçika, Hollanda, Kanada, İngiltere, İspanya ve ABD gibi ülkeler vardır. Örgüte daha sonra katılan ülkelerden ise Güney Kore, Japonya, Avustralya gibi ülkeler vardır. ABD teşkilat içinde fiilen Batı bloğunun lideri gibi hareket etmektedir. OECD bünyesinde ayrıca, çevre kirliliği, enerji problemleri, dünya para sistemi, sermaye hareketleri, ticaretin serbestleştirilmesi, bilim ve eğitim, sanayi, insan gücü ve istihdam gibi konularda çalışmalar yapmak ve çeşitli ortak politikalar belirlemek için kurulan çeşitli komiteler vardır. OECD’nin en üst organı Konsey’dir. Konseyin üyeler için bağlayıcı karar alma yetkisi vardır.

“İsrail” için OECD üyeliği bir anlamda önemli bir prestijden öte, yıllardır uyguladığı insanlık dışı hareketler, soykırım, taciz ve tehcir politikalarını kamufle etmeye yönelik bir fırsat olacaktır. “İsrail” bu çalışmaları ile uluslararası platformlarda kendisine suni alanlar açma gayretindedir.

Fakat sahte Filistin sevdalıları aynı orantıda bir gayret içerisinde değillerdir. Zira onların sevdaları da, söylemleri de, çalışmaları da tamamen yapmacık ve menfaatçidir. Ellerinde bulunan tarihi bir sorumluluğu bilinçli olarak kullanmamış ve Filistin gibi kutsal bir belde ve orada yaşayan mazlum Müslümanlar üzerinden siyaset yapmaya kalkışmışlardır. Şüphesiz “İsrail'e” üyelik yolunu açan bu utanç verici tutum vahşi olan bu işgale ve Siyonist katliamlara dolaylı olarak destek anlamına gelmektedir. Ve bu Allah katında çok büyük bir cürümdür.

Oysaki Filistin, BOP’un model ortaklığı için bir sıçrama tahtası olarak görülmemeli tam aksine gasıp yahudi varlığını söküp atmak ve işgale son vermek için şiar edinilmelidir. Filistin üzerinden kâfirlerin verdiği kıytırık dünya menfaatlerine tenezzül edilmemeli, bu kutsal belde üzerinden ancak Allahu Teâlâ’nın vaad ettiği ahiret hesapları yapılmalıdır. Filistin’in bir karış toprağından vazgeçilmemeli ve bu asla pazarlık konusu edilmemelidir. İşte Filistin sevdası böyle bir sevda ve Filistin kavgası O’nu canından malından daha aziz bildiğimiz bir kavgadır. Varsa yüreği yeten hodri meydan…

 

Yazarın Tüm Makaleleri İçin Tıklayınız