loader

İdlib… Katiller Ellerini Ovuştururken…

İdlib… Katiller Ellerini Ovuştururken…

Önümüzdeki günlerde aynı yemeği ısıtıp, tekrar önümüze koyacaklar. Anlaşma tamam sadece teknik detaylar konuşuluyor. İdlib, elbirliği ile katil rejime, Halep ve diğer yerlerde olduğu gibi teslim edilecek. Medyamız bu süreçte Türkiye’nin oynadığı kötü rolü

Türkiye’de büyük bir kesim Suriye’de dönen oyunları, Amerikan siyasetini, Türkiye ve diğer bölge devletlerinin rollerinin ne olduğunu maalesef hâlâ anlayamadı. Hakikatlerin üzerini örtmede mahir olanlar bu algı manipülasyonunda çok çirkin bir rol oynadılar. Şüphesiz bunda en büyük pay; uluslararası siyasete yön veren güçlerin medya aracılığıyla pompaladığı yalan haberleri olduğu gibi veren medyamız ve tabii ki, AK Parti hükumetleridir.

Devrimin başlamasından kısa bir süre sonra neredeyse sadece başkent Şam’ın merkezi elinde kalan katil rejim, Amerika’nın orkestra şefi gibi bölge devletlerini sevk ve idare etmesi, uşakları aracılığıyla kirli para ve hafif savunma silahları vererek grupları yönlendirmesiyle, maalesef hâkimiyet alanını genişletti. Rejimin an itibariyle İdlib ve Halep kırsalı dışında etkin olmadığı alan kalmadı. PYD ve Türkiye’nin etkili olduğu alanları sorarsanız; onlar da zamanı geldiğinde Amerika’nın emriyle onun çözüm planı çerçevesinde rejime teslim edilecek.

Türkiye’nin “dal” ve “kalkan” operasyonları, “Cenevre” ve “Astana” konferansları güya Suriye halkını düşünen, muhaliflerin yanında olan operasyon ve konferanslardı. Çünkü hükumet ve medya böyle söylüyordu. Ama hakikat ise tam tersiydi. Çünkü bu operasyon ve konferanslar yapıldıkça Suriye’de daha fazla katliam oluyor, daha fazla bölge katil rejimin eline geçiyordu. Türkiye burada ne yapıyordu derseniz? El cevap: Gerilimi azaltıyordu!” Demem o ki; “kalkan”, “dal”, “Cenevre” ve “Astana” konferans ve operasyonları Türkiye ve muhalifler lehine değil; Amerikan planı dâhilinde Esed rejiminin lehineydi. Türkiye gerilimi azaltarak(!), muhaliflerden yana görünerek Suriye halkının katilleriyle işbirliği yapıyor, katil rejim de askerî başarılara imza atıyordu. Yani Amerika, Rusya, İran ve rejim güçleri vururken Türkiye ve Suud, muhaliflerin kollarını tutuyordu. İşte Türkiye’ye verilen rol tam da buydu.

Sarı öküz verilmeyecekti…

Tavizler verile verile, vakıaya teslim ola ola, bugünlere gelindi. İşte şimdi sıra İdlib’de… Katiller kanlı ellerini ovuşturuyor, sırtlanlar salyalarını akıta akıta İdlib’e taarruz için komut bekliyorlar.

Amerika ve onun avenelerine güvenilmeyecekti! Ajan devletlerin kirli parasından uzak durulacaktı! Râşidî Hilâfet projesine sımsıkı sarınılacaktı! Hâlbuki zamanında bu çağrılar tüm muhalif gruplara yapılmıştı. Ama o zaman bu nasihatler sayıları çok az muhlislerin dışında karşılık görmedi. Maalesef iri iri gruplar, katilleriyle işbirliği yapan ülkelere güvendi ya da boyun eğdi. İşte şimdi Türkiye, Suriye halkının katilleriyle görüşme üstüne görüşme yapıyor. Öyle ki Amerika ile olan krizler bile Suriye’deki çirkin anlaşmaları bozmuyor. Çünkü hepsi Amerika’nın şefliğinde ve onun çıkarları doğrultusunda yürüyor. Türkiye, Fırat Kalkanı cephesini açıp, savaşçıları kritik mevzilerden çekerek Halep’i nasıl teslim ettiyse, Zeytin Dalı harekâtıyla da İdlib’in güneyindeki savaşçıları mevzilerinden çekerek bu bölgeyi Rusya ve rejime hazır lokma haline getirdi.

İsimler değişik tezgâh aynı…

Önümüzdeki günlerde aynı yemeği ısıtıp, tekrar önümüze koyacaklar. Anlaşma tamam sadece teknik detaylar konuşuluyor. İdlib, elbirliği ile katil rejime, Halep ve diğer yerlerde olduğu gibi teslim edilecek. Medyamız bu süreçte Türkiye’nin oynadığı kötü rolü, ters yüz ederek büyük bir başarı olarak sunacak. Suriye halkı, çocukları, onların da çocukları yaşanan bu büyük soykırım ve tramvayı uzun yıllar atlatamayacak. Suriye’de Amerika ve bölge devletlerinin planlarından bihaber olan insanlar, Amerika’nın başarısını kendi başarıları gibi alkışlayacaklar. Son parçanın da gitmesiyle birlikte “İslamcılar” da rahatlayacak ve daha rahat analiz kasacaklar! AK Parti hükumeti, kendisine inananları bir kez daha kandırmış olacak.

Müslümanlar diriliş için kâfirler ve işbirlikçilerin sunduğu zehir dolu kâseden bir daha asla içmemeleri gerektiğini muhakkak bir gün anlayacaklar ve “Hasbunallahu ve nimel vekil” diyerek nusretin kapılarını aralayacaklardır.

 

NOT: Suriye devrimi başladığı günden bugüne, bugün yaşananlar yaşanmasın diye yüzlerce açıklama yapan İslâmi parti Hizb-ut Tahrir, “Suriye Meselesinde Son Formül” başlıklı bir analiz yayımladı. Okumayanlar için linki buraya bırakıyorum:

Suriye Meselesinde Son Formül

 

@kayramazangumus

Yazarın Tüm Makaleleri İçin Tıklayınız