loader

Genç Adam! Sen Sakın Büyüme…

Genç Adam! Sen Sakın Büyüme…

Siz gençler de o sevdiğiniz portrelere bakarak hayal kırıklığı yaşıyorsunuz./Yapmayın gençler!/Yapma genç adam! Sen sakın büyüme.

Ey Genç Adam! Sen Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın. Ama fethetmeye dair umudun da yok, şevkin de yok.

Senden bu umudu da şevki de çaldılar.

Kimlerin çaldığını birazdan anlayacaksın.

 

Senin çocukluk yıllarındaki gençlerde bu umut vardı.

Dünyayı değiştirmeye azmetmişlerdi, yeryüzüne İslâm’ı ikame edeceklerdi.

İstanbul ne ki, onlar İslâm coğrafyasını fethedeceklerdi.

Emperyalizme, kapitalizme ve sömürü düzenine karşıydılar.

Meydanları inletiyorlardı, “Allahu Ekber!” nidaları arşı titretiyordu.

Mazlumların yanında, zalimlerin karşısında duruyorlardı.

Söz verdiklerinde tutuyorlar, emanetlerine sahip çıkıyorlardı.

Tevhid diyorlardı, vahdet istiyorlardı.

Heyecanlıydılar, sabırlıydılar ve azimliydiler.

Okuyorlardı, tartışıyorlardı, hakkı haykırıyorlardı.

Demokrasiyi ve laikliği çok iyi biliyorlar ve reddediyorlardı.

Adaletsiz, zalim ve yalancı yöneticileri muhasebe ediyorlardı.

Evet, gerçekten de o gençlikte umut vardı, şevk vardı.

 

Fakat o gençler büyüdüler, koca adamlar oldular.

Kimi yönetici oldu, kimi bürokrat, kimi politikacı…

Kimi asker oldu, kimi gazeteci, kimi yazar…

Kimi âlim oldu, kimi hâkim, kimi profesör…

Onlar kocadılar, siz genç oldunuz…

 

Şimdi o büyükler değişti, dönüştü, başkalaştılar.

Dünyayı değiştirmek yerine kendilerini değiştirmeyi gerekli gördüler.

İstanbul’u değil belki ama gönülleri fethetmeyi umdular.

Emperyalizme sessiz kaldılar, kapitalizmi benimsediler

Ve sömürü düzeninin aparatları oldular.

Meydanları inleten şimdiki gençleri tahkir ettiler, aşağıladılar.

Mazlumları, zalimlere teslim ettiler, ediyorlar…

Sözlerini ertesi gün unutuyor, Allah’ın emanetlerini peşkeş çekiyorlar.

Tevhid yerine diyalog, vahdet yerine ulusal sınırlardan bahsediyorlar.

Kâfir Amerika’yı ve sömürü düzenini savunmak için heyecanlandılar,

Başkanlık sistemi için sabrettiler, azimle çalıştılar ve kazandılar.

Yine okudular, yine tartıştılar ama ortada ne hâk kaldı, ne hakikat…

Demokrasi ve laikliği en ücra köşelere taşıdılar, tavsiye ettiler.

Adaletsiz ve zalim yönetimleri muhasebeden vazgeçip zulme ortak oldular.

Sonuç olarak ne umutları kaldı, ne de şevkleri…

Geçmişin yeşil ve kızıl devrimcileri renk değiştirdiler, gri oldular.

 

Ve şimdi o büyükler siz gençlere ahkâm kesip, babacan tavsiyelerde bulunuyorlar.

“Tecrübe” diyorlar, konjonktür ve reel politikten bahsediyorlar.

Siz gençler de o sevdiğiniz portrelere bakarak hayal kırıklığı yaşıyorsunuz.

Yapmayın gençler!

Yapma genç adam! Sen sakın büyüme.

Yazarın Tüm Makaleleri İçin Tıklayınız