23 Mayis 2017 - 27 Şaban 1438
‘Evlilik Programları Yasaklandı!’ ‘Yok, Yasaklanmadı!’ Gerçekten, Ne Oldu Şimdi?
2017-05-03 11:24:00 | Gamze Gürsoy | ‘Evlilik Programları Yasaklandı!’ ‘Yok, Yasaklanmadı!’ Gerçekten, Ne Oldu Şimdi?

Evlilik programlarının kaldırılması haberi yayılınca hepimiz ne kadar da sevindik bir anda… Oysa OHAL kapsamında yayımlanan kararname metninin hiçbir yerinde “Evlilik Programları” yasaklanıyor denmemiş. Böylece KHK’yı yakından okuyanların sevinci anında kursağında kaldı. RTÜK ise “Uydu kanallarında yayınlanan 0800 hatlı ‘Arkadaş Bulma’ programlarına yayın yasağı getirilmiştir. Bu kapsamda yer almayan  ‘Evlilik Programları’ hakkında herhangi bir yasaklama veya düzenleme yapılmamıştır.” diyerek yasağın içeriği ile ilgili tartışmalara son noktayı koydu.

Baştan sevinç mesajlarıyla sosyal medyayı sallayan bu haberin yalan/yanlış çıkmış olması nedense tekrar aynı sallantıyı meydana getirmedi. Aslında bir nevi TV izler gibi bir ruh hâli içinde Müslümanlar şimdi de “program bitti, konu bitti.” dercesine susma yoluna gitmiş görünüyor. Ne konuşacağını bilemez bir hâlde, adeta şaşkına dönüp ağzı açık kalmış durumda…

Oysa asıl şimdi konuşulması gerekiyor.

O zaman belki konuşmayı yeniden teşvik edecek birkaç noktaya değinmek için müsaade istiyorum.

Bu evlilik programlarının sunucularının sadece günlük 60 bin TL ile 150 bin TL arasında kazanç elde ederken onlardan elde edilen vergiler de yok sayılmayacağından, altın yumurtlayan tavuğun kesilmeyeceğinin malum olduğundan bahsederek konuya gireyim.

Zira kararname metni ve içeriklerinin sıralanışı da meselenin “ticaret”, “KDV” ve “kazanç” ile alakalı olduğunu gösteriyor. “…sohbet, arkadaşlık ve EŞ BULMA HATLARININ VE HİZMETLERİNİN tanıtımına yer verilemez” tümcesi, “katma değerli elektronik haberleşme hizmet numaraları […], yarışma, çekiliş, lotarya […]” kelimeleri arasında yer alıyor nitekim.

Veya hüsn-ü zanda bulunarak, iyi niyetli bir şekilde sizlerin yerine şöyle bir soru sormama müsaade edin: “Belki de bu kanun kapsamında evlilik programlarını yasaklamak hukuken mümkün değildi… Onun için daha sonra başka kanunla birlikte mi yasaklanacak bu programlar?”

Hemen hayal kurmaya başlamadan önce son birkaç ayda AKP’nin evlilik programlarıyla alakalı çalışmalarına, görüşlerine bir bakalım, o zaman belki ağızlarımızı toparlayıp, şaşkınlığımızı gidererek bu konuyu konuşmaya başlayabiliriz yeniden…

·                    Şubat ayında MHP, Meclis'te izdivaç programlarının aile kurumuna olumsuz etkilerinin araştırılması için önerge verdi. Önerge AK Partili vekillerin oylarıyla reddedildi.

·                    Mart ayında hükümet yetkilileri ile televizyon genel yayın müdürleri arasında yapılan toplantı sonrası konuşan Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş "Bizim amacımız yasaklamak değil ama bu kanalların kendine çekidüzen vermesi lazım…" açıklamasını yaptı.

·                    Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, toplumsal yara hâline gelen evlilik programlarını eleştirirken sorunu tipik laik demokrat fikirler bazında “daha çok cinsiyet ayrımcılığını” körüklemede, “medyada kadının klişe rollerle temsil edilmesi, şiddet içeren, küçültücü şekilde yer verilmesi” gibi problemlerde gördüğünü ifade etti. CNN TÜRK'te canlı yayına konuk olduğu bir programda ise “Ben cezadan yana değilim… Yaptırımlar olmalı ama ceza değil.” derken de bu konuyu “eğitim ile” aşmaktan bahsetti.

·                    Bakan Kaya’nın bu bakış açısıyla uyum içinde “Evlilik programlarında erkeklerin maddi varlıklarıyla, kadınlarınsa ev işleri konusundaki yetenekleriyle kendilerini anlatmaları”nı asıl sorun olarak belirten bir de Meclis Araştırma Komisyonu’nun evlilik programlarıyla ilgili hazırladığı raporu[1] var. Bu rapor da aynı şekilde programlardaki ahlak dışı davranışlardan ziyade kadın ve erkeklerin rolleri ve evlilikten beklentileri üzerinde yoğunlaşmış. Ayrıca raporda şu tespitlere yer verilmiş: “Evlilikte duygusal bağlar bir kenara itilip, maddi varlıkların yarıştırılması hâlinde evlilik programları, evlilik pazarlıklarının yapıldığı alışveriş mekânına dönüşmektedir...”

Bunlardan yola çıkarak mesele hakkında uzun uzadıya gündem yapıp konuşabileceğimiz birkaç başlık çıkartabiliyorum:

1.            Evlilik programlarının yasaklanması hiçbir zaman söz konusu olmamış. Üstelik RTÜK’e Ocak-Aralık 2016 dönemine ait olmak üzere evlilik programlarına ilişkin toplam 75.190 şikâyet gelmiş olmasına rağmen… 

2.            Topluma zarar veren şeyin aslında kadın ve erkek evlenme adaylarının ahlak dışı davranışları olmamış. Daha ziyade “cinsiyet ayrımcılığını tetiklemek”; evlilikten maddi beklentilerin olması ki bu İslâmî açıdan gayet geçerli bir evlenme nedenidir; kadın ve erkeklerin klişe rolleri yani kadınların evliliğe ev kadını becerilerini ve anne olmak arzularını getiriyor olmaları gibi nedenler toplumsal sorun olarak gösterilmiştir.

3.            Sadece evlilik programlarının tartışmalarda yer alması da ilgi çeken detaylardan birisi olarak gözüme batıyor. Zira TV ekranlarında rezalet olarak nitelendirilmesi gereken sadece evlilik programları olmadığı aşikârdır.  Müslüman toplumu özünden uzaklaştırmaya yönelik ardı arkası kesilmeyen ahlak dışı davranışları, eşcinsellik ve evlilik dışı ilişkileri teşvik eden dizilerin yanı sıra örf ve adetlerimizi, şanlı tarihimizi ayaklar altına alan dizilerden bahsedilmemesi aslında dikkatleri tek yöne yoğunlaştırmaktadır. Moda ve stil programları ve yarışmaları sayesinde eşcinsel ve başka ahlak yoksunu jüri üyelerinin örnek ve saygın kişiler olarak sunulması gençlerde Allah’ın en çirkin dediği haramlarına karşı hoşgörü oluşturmaktadır. Sözde spor ve eğlenceyi bir arada sunan yarışma programları her gün saatlerce çıplaklığı, şımarıklığı, bencilliği, çirkefliği, kavgayı, dedikoduyu, ayrımcılığı kabul edilebilir sıradan davranışlar olarak yansıtırken, çocuklarımıza bunların kötü olduğunu nasıl anlatacağız?

4.            Eğitimle TV programlarının doğurduğu sorunlar nasıl giderilecek? TV programlarını cezalandırmayıp “düzeltmeyi” önerirken devamının garanti edilmesi istendiği de çıkıyor ortaya. Aklıma gelen soru ise Bakan Kaya “eğitimle” sorunların üstesinden gelmekten bahsederken, programlardan ortaya çıkacak bozuklukları mı “eğitimle” telafi etmeyi düşünüyor yoksa “eğitimle” düzeltilmiş programlar üretecek nesil mi yetiştirmek istiyor? [Bu programlar devam ederken burada başarı olasılığı epey düşük görünüyor ama…] Küfür davranışlarını telkin eden programlarla Müslüman toplumun ifsat edilmesini laik eğitim sistemiyle engelleyebileceğine gerçekten inanıyor mu?

Demek ki evlilik programlarının yasaklanmasını daha doğrusu yasaklanmamasını öncekinden daha yoğun bir şekilde konuşmamız gerekiyormuş. Asıl şimdi gündemden düşürmememiz gerekiyormuş…

Zira öyle görünüyor ki hükümet bu KHK’yı yayınlamakla referandum sonrası ümmette “işte bak, ne iyi etmişiz de destek vermişiz” duygusunu ve algısını oluşturmak istedi. Birkaç saatliğine de olsa işe yaramıştı da… Sadece birkaç saatliğine…



[1] Aile Bütünlüğünü Olumsuz Etkileyen Unsurlar İle Boşanma Olaylarının Araştırılması ve Aile Kurumunun Güçlendirilmesi İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Meclis Araştırması Komisyonu

Yorumlar

Gamze Gürsoy
YAZARIN DİĞER YAZILARI