loader

Demokratik Başkanlık Modeli Hilâfet Değildir!

24 Haziran Genel Seçimleri’nin üzerinden yaklaşık on gün geçmiş olmasına rağmen seçimin artçı tartışmaları devam ediyor. Gerek seçim öncesinde gerekse sonrasında demokratik seçimlere katılmakla alakalı İslâmi tavrı ve demokrasinin gerçek yüzünü her fırsatta ve zeminde Müslüman kardeşlerimizle paylaştık, gündem konusu yaptık. Bizi anlayan kardeşlerimiz olsa da kahir ekseriyetle edep sınırlarını zorlayacak düzeyde hakaretlere ve ağza alınmayacak ithamlara maruz kaldık. Deliller ışığında seviyeli ve edepli tartışma fakirliğinin gırla gittiği günümüz ortamı, bir nevi İmam Şafi’ye atfedilen “kırk âlimi bir delille yendim, bir cahili kırk delille yenemedim” sözünün can bulduğu bir ortamdı. Demokratik seçimlerde sandığa gitmenin İslâmi açıdan yanlışlığını ortaya koyduğumuzda, en çok başkanlık modelinin Hilâfet modelinin aynısı olduğu ve dolayısıyla da desteklenmesi gerektiği argümanıyla karşılaştık. 

İslâmi düşünebilme konusunda zafiyet girdabında olduğumuz üzücü bir hakikattir. Bu zafiyet ise birçok meselede “anlam kaybını” beraberinde getirmiştir. Kavramlar da bu erozyondan ziyadesiyle nasibini almıştır. Müslümanların sahip oldukları kavram kılavuzu tahrif olmuştur/edilmiştir. Kavramların içinin boşaltılmasında, erozyona uğratılmasında dış güçlerin ve onların yerli avanelerinin katkısı aşikârdır. İşte demokratik başkanlık modelinin Hilâfet’e benzetilmesiyle de aslında Hilâfet gibi şer’î bir müessese zedelenmek ve bir anlamda tahrif edilmek istenmiştir. Bu makalemizde bilimsel bir çalışma olmadığından detaylara girmeden ana eksende delillerin ışığında demokratik başkanlık sisteminin Hilâfet’ten farklı olduğunu, mukayesesinin hem aklen hem de şer’an yanlışlığına dikkat çekmeye çalışacağım.

İslâm, insanların hevalarına ve akıllarına göre hükümler koymasını cahiliye olarak isimlendirmiş ve biz Müslümanları cahiliye hükümlerini reddedip Allah’ın indirdiği hükümlerle yönetilmeye davet etmiştir:

وَأَنِ احْكُم بَيْنَهُم بِمَآ أَنزَلَ اللّهُ وَلاَ تَتَّبِعْ أَهْوَاءهُمْ 

Ve aralarında Allah indirdikleriyle hükmet. Onların hevalarına uyma.[Maide Suresi 49] 

Söz konusu başkanlık sisteminin temeli tıpkı parlamenter sistem gibi demokrasiye dayanmaktadır. Dolayısıyla ister parlamenter sistem, isterse başkanlık modeli olsun her iki model de İslâm akidesine tamamen aykırıdır. Hâkimiyeti ve hüküm koyma yetkisini şeriattan alıp insanlara veren demokrasi, İslâm inancı ile her yönden çelişen küfür fikri ve sistemidir. Nasıl olur da hâkimiyeti Allah’tan alıp halka veren demokrasiyle temellenen başkanlık modeli, hâkimiyeti kayıtsız ve şartsız şeriata veren yönetim modeli Hilâfet’e benzetilebilir? Her ne kadar adı başkanlık olsa ve zahirde Hilâfet sistemine benzetilse de birisinin kaynağı demokrasi diğerinin ki ise şeriat… Bu nasıl bir benzetmedir? Bu nasıl bir hüküm vermedir? لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَKeşke bilselerdi.”

Bu konuda göz ardı edilmesi hâlinde facialara neden olabilecek kadar önemli olan husus; başkanlık modelinin demokratik küfür sisteminin üzerine temelleniyor olmasıdır. Yani başkanlık sistemi -ki 24 Haziran seçimleri ile birlikte fiilen hayata geçmiştir- asla Allah’ın hükümleriyle ve şeriatla yönetmeyecektir. Başkanlık modelinde yine Allah’ın yasakları meşru sayılacak, helalleri yasaklanacaktır. Kısacası Allah’ın mülkünde Allah’ın sözü yine egemen olmayacaktır. Dolayısıyla başkanlık modelinin temelini demokrasi oluşturduğu gerçeğini göz ardı edersek ve de üstüne üstlük Allah’ın şeriatı ile hükmeden bir yönetim şekli olan Hilâfet’e eşdeğer görürsek, Hilâfet’i zedelemiş ve tahrif etmiş oluruz. Birbirine zıt esaslarla temellenen başkanlık ve Hilâfet’in birbirine mukayese edilmesi fahiş bir hatadır.

Bu makale vesilesiyle buradan, demokratik başkanlık modelini Hilâfet’e benzetenlere cevaplamaları için birkaç soru sormak istiyorum:

•Başkanlık modeliyle birlikte gasıp Yahudi varlığı “İsrail” tarafından işgal edilen mübarek toprak Kudüs’ün işgaline son verecek bir yönetimimiz mi olacak?

•Başkanlık modeliyle birlikte kadınlarımız, çocuklarımız ve namuslarımız koruma altına alınabilecek mi? Çığırtkanlığını yaptığınız bu demokratik model, Eylül’lerin canice katledilmesinin önüne geçebilecek mi? Çocuk istismarı son bulacak mı?

•Başkanlık modeli, Batı’nın acı meyvelerinden olan özgürlük ve çağdaşlık düşüncesi nedeniyle hayatlarının baharında Rablerinin rızasından uzaklaşan gençleri çırpındıkları bataklıktan kurtaracak mı?

•Amerikan tipi demokratik laik başkanlık modeli, Türkiye’deki ve dünyadaki mazlum Müslümanlara çare olabilir mi? İnsanlığın fıtratına uygun bir hayatı sunabilir mi ya da İslâm beldelerindeki masum çocukları bombalayan sömürgeci kâfirlere hadlerini bildirebilir mi?

•Başkanlık modeli, Müslümanların kutsallarını koruyabilecek mi?

El cevap: Elbette Batı menşeili demokrasi ürünü olan başkanlık modeli bunların hiçbirini gerçekleştiremez. “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.” Demokratik sistemin yaptıkları, yapacaklarının teminatıdır.

Kendisine kıyas edilen Hilâfet’e gelince;

Hilâfet varken, Müslümanların kutsallarına ve dinlerine saldırmaya hiç kimse cesaret edememişti.

Hilâfet varken kadınlarımız, canlarından, mallarından ve namuslarından emin bir şekilde yaşamışlardı.

Hilâfet devletimiz varken zalimlerin zulmünü işittiği anda “Ey zalim zulmüne son ver. Aksi takdirde duyacağın ilk şey ordumun ayak sesleri olacaktır.” diyen heybetli yöneticilerimiz vardı.

“Mukaddes belde Filistin’den bir karış dahi vermektense vücudumun lime lime doğranmasını yeğlerim.” diyen, birkaç menfaat uğruna Müslümanların değerlerini satmayan halifelerimiz vardı.

Ezcümle;

Demokratik başkanlık modeli Hilâfet değildir, Hilâfet ile asla mukayese edilemez.

O hâlde demokratik başkanlığın havariliğini yapmayı bırakıp İslâm Hilâfet Devleti için çalışın kardeşlerim. O devlet ki, insanlığı küfrün karanlıklarından İslâm'ın aydınlığına çıkaracak devlettir. O devlet ki, İslâm ümmetinin yaşadığı tüm zulümlere, katliamlara ve sömürüye son verecek Râşidî Hilâfet Devleti’dir.

Yazarın Tüm Makaleleri İçin Tıklayınız