loader

“Dem Bu Demdir, Dem Bu Dem!”

 

İlahi dinlemeyi seven herkes “Dem Bu Demdir” ilahisini bilir.

Kongre binasına saldıran Amerikan vatandaşlarının olaylarını radyoda dinlerken… Bir anda kendimi; “Dem bu demdir, dem bu dem…” sözlerini mırıldanırken buldum!

Bir anda nöronlarım harekete geçti; ilahiyle, ABD’deki olayların arasında mekik dokumaya başladım.

Öncül bilgi önemli… “Ne işime yarayacak?” deyip geçme!

Ne kadar çok öncül edinirsen, hafızan sana farklı pencerelerden olaylara bakabilme fırsatı sunar.

Bir ilahiden (öncül bilgiden) ilham alarak, devletlerarasında oluşan siyasi boşluğu fark edebilirsin.

Tabii gönül gözün açıksa! Yani üç maymunun kapattığı delikleri açman gerekir.

Radarlarını açmışsan;

Bir: Ânı takip edersin,

İki: Fırsatını kovalarsın,

Üç: Nöronların sana hizmet eder…

Şimdi “ne alakası var Amerika’daki olaylarla bizim ilahinin?” diyenler olabilir?

O zaman öncülü çoğaltalım…

Birinci öncül, ilahinin mefhumu; “Hakkın rızasını kazanmak için günü yakala/anı kaçırma” der şair. Sonra; Önce kendi nefsine, sonra halka, sonra da devlet erkânına der ki:

“Yaşadığın anın gereklerini Allah’ın emirine göre yerine getir.

“İşte şu an, yüce İlah’ın neyi yapmanı istiyorsa, o şeyi en güzel hâliyle yapmaktır ş-anına yakışan!”

İkinci öncül; vakıanın kendisi: ABD’nin tıngır mıngır sallanan demokrasi beşiği, an itibariyle hızla sallanarak sağına-soluna çarpıp parçalanma anına doğru gitmektedir.

Anı takip eden ve anın fırsatını kovalayan güç ehli için; tarihî bir an/zaman/vakittir.

An itibariyle devletlerarasında oluşan siyasi boşluk yine an itibariye doldurulmaya taliptir.

O zaman dem bu demse;

Kendi nefsimize, halka ve devlet erkânına soralım:

“Anın” oluşturduğu siyasi boşluğa hangi fikir liderlik yapacak?

Demokrasi mi, İslâm mı?

Şairin penceresinden bakarsanız bu sorunun cevabı İslâm olmalı:

“Yaşadığın anın gereklerini Allah’ın emirine göre yerine getir.”

 

Sözde Demokrasi Kaos! Özde Demokrasi Ütopya!

Şu demokratik hayatın cilvesine bak:

Bir tarafta Cumhurbaşkanı adayı çıkaramayan ana muhalefet partisi CHP,

Diğer tarafta Genel Başkan bulamayan, iktidar partisi AKP.

Demokrasinin siyasi partilere sunduğu “sandık” kavgasının geldiği en son nokta.

Biri diğerine “sözde Cumhurbaşkanı” diyor. Diğeri ise “terörist muhalefet” diyor.

Bilim atomu ayırdı, siz bi demokrasiyle yürütmeyi, yargıyı, yasamayı ayıramadınız.

Acaba bilimle deneseniz, kuvvetler ayrılığını sağlayabilir misiniz?

Yok yok… Marks bilimle de denedi; olamadı!

O da saçmaladı; matematiksel eşitlik vs… iş daha karmaşık hâle gelir.

 Ee, demokrasiyle de olmuyor; ne diye ısrar edip duruyorsunuz?

Demokrasinin tüm çarelerini denediniz;

Parlamenter yöntemi denediniz, olmadı. Başkanlık sistemini denediniz, olmadı…

Birinde “sözde” dediniz, darbeler yaptınız; diğerinde “terörist” dediniz anaları ağlattınız.

“Özde” deyip, sözünden çıkmadığınız demokrasinin beşiğinde ise millet kongre binasına saldırdı.

Anlaşılan demokraside artık çareler tükendi.

Neresinden tutarsanız/kuvvetlendirseniz elimizde kalıyor. Tutarsız!

Avrupa’da bile demokrasi ayaklar altında.

Artık siz de bırakın; bu kadar eleştirdiğiniz demokraside çözüm yolları aramayı!

İşte gördük;

Özde demokrasiniz ütopya olunca, geriye ya sözde veyahut terörist demokrasiniz kalıyor.

 

Boğaziçi Üniversitesi Kimin?

Üniversiteler bizim,

Ordu bizim,

Halk otobüsleri bizim,

Kaldırım taşları bizim… Çocuk aklı gibi; gördüğünüz her şeye “benim” diyorsunuz...

Kim bu çocuklar?

Bu kimseler zindanda doğan çocuk gibidirler.

Karanlık kafaları, İslâm’ın nuru ile yaşamayı reddederler.

Mal ve statükolarını kaybetmekten korkarlar.

Bayağılığı ve yüzeyselliği âdet edinirler.

Fikren donuklaştıkları için ümmetin kalkınmasını istemezler.

İslâm’ın tatbikinin önünde durup ecnebi kültür ile sırtlana dönerler.

Bu kafalara sormak gerekir: üniversiteler madem sizin… Ülke sizin…

O zaman, hesabını verin!

100 yıldır “bu ülke, üniversiteler… bizim!” diyorsunuz

Öyleyse, maddi-ruhi-insani-ahlaki kalkınamamanın hesabını verin!

Elinize attığınız her şeyi mundar ettiniz.

Bu başarısızlığın sahibi kim?

Her kuşak bi sonraki kuşağı suçlayıp duruyor;

“Bizim zamanımızda böyle miydi?” deyip duruyor.

O vakit sahibi olduğunuz mülkün hesabını verin!

Karanlık kafalar, -iş hesap vaktine gelince-

“Biz hesap vaktine inanmıyoruz” diyorsunuz.

Zaten inanmadığınız için kaybediyorsunuz.

Mülk sahibi mülkünde istediği gibi tasarruf eder.

Sen niçin mülkünde tasarruf edemiyorsun? ABD veyahut İngiltere’nin yörüngesinde dönüp duruyorsun?

Yok, eğer bu mülkün bekçisiysen,

O vakit, mülk sahibi de zarar ettiğinde hesabı senden sorar.

Hoşnut olduğunda da mükâfatını verir.

Kiminle mi?

Ona hakkıyla kulluk edenlerle!

___

#DemokrasiYalanÇözümİslam

#ABDYıkılıyor

#HesapVer

Yazarın Tüm Makaleleri İçin Tıklayınız