loader

Bugün Dünya Hilâfet İle Yönetiliyor Olsaydı...

Öyle bir zaman diliminde yaşıyoruz ki, insanoğlu tarih boyunca bu denli bir keşmekeşe şahit olmadı. Kapitalizm ve onun fasit fikirleri neticesinde insanoğlu kendisiyle birlikte her şeyi ifsat etti. Ekini, nesli, fıtratı, tabiatı, aileyi ve daha birçok şeyi bozdu! İnsanlar huzurlu ve güvenli bir şekilde yaşayamaz, sokaklarda dolaşamaz ve hatta neredeyse evlerinde oturamaz hale geldiler.

Hilâfet bu ümmetin yitiğidir! Hilâfet, Müslümanların başındaki tacıdır, sığındıkları bina, tüm farzların dayandığı ana sütundur. Müslümanları Kelime-i Tevhid bayrağı altında toplayacak olan şer’î metot ve şer’î hükümdür. “Bugün dünya Hilâfet ile yönetiliyor olsaydı ne olurdu?” sorusuna cevaben derim ki: “Neler olmazdı ki?”

Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın bizlere rahmet için gönderdiği Kur’an ve Sünnet’in ölçü olacak Allah’ın arzında Allah’ın hükümleri tatbik edilecekti. Hilâfet, yeryüzündeki en büyük zulüm, en büyük günah, en büyük isyan olan beşerî sistemlere “Dur!” diyecek, beşerî sistemlerin ürettiği laiklik, demokrasi, ırkçılık ve benzeri tüm gayri İslâmi fikir ve hükümleri her şeyi ile tarihin çöplüğüne atacaktı. Hilâfet’in dünyaya sunacağı tek şey bu olsa dahi bunun için Hilâfet kurulmalıdır.

اِنَّٓا اَنْزَلْـنَٓا اِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ لِتَحْكُمَ بَيْنَ النَّاسِ بِمَٓا اَرٰيكَ اللّٰهُۜ وَلَا تَكُنْ لِلْخَٓائِن۪ينَ خَص۪يماًۙ

“Muhakkak ki biz bu kitabı insanlar arasında hükmedilsin diye hak olarak indirdik. Sakın, hainlerden olma.” [Nisa 105]

Bugün dünya Hilâfet ile yönetiliyor olsaydı; dünyaya hükmeden kapitalizmin insan ruhunda ve hayatındaki savaşları, krizleri, hastalıkları, stres, depresyon ve yaygın kötülükler bitirilecek, insanlık dünya ve ahiret saadetine kavuşacaktı. Hilâfetsiz geçen son yüzyılda dünya iki büyük savaşa ve yüzlerce katliama şahit olmuş ve bu savaşlarda takriben 180 milyon insan katledilmiştir. Savaşlarda öldürülmeyen insanlar ise Dünya Sağlık Örgütü’nün raporuna göre her 3 saniyede bir intihar girişimi bulunmuş ve bunlardan her 40 saniyede bir kişi yaşamını yitirmiştir. Dünyada içkiden ölenlerin sayısı, trafik kazasından ölenlerin sayısının 2 katıdır. Bir tarafta yüz milyonlar öldürülürken diğer tarafta yüzbinler kendi canına kıymaktadır. İslâmi hayattan uzak insanlık için ölüm yaşamaktan daha kolay hale geldi.

Bugün şayet dünya Hilâfet ile yönetiliyor olsaydı; bizlere emanet edilen ve gözümüzden sakındığımız çocuklarımıza okullarda resmî ideolojinin dayatmaları ve bazı bilimsel saçmalıklar değil, İslâm’ın esaslarını ve tevhidi aşılayacaktık. Yeryüzündeki tek hak din olan İslâm’ı nesillerimiz miras yoluyla değil aklen iman ederek alacaklardı. Çocuklarımız içki, kumar, uyuşturucu ve zina müptelası değil hafız, mücahit, müçtehit, komutan hatta vali olarak yetişecekti. Musab bin Umeyrler, Bilaller, İmam Şafi ve İmam Ebu Hanifeler, Fatihler, Abdulhamidler yeniden İstanbul, Şam, Mekke, Medine, Bağdat ilim merkezlerinden yetişerek, adeta yeryüzünü aydınlatan birer kandil misali olacaklardı.

Bugün şayet Hilâfet ile yönetiliyor olsaydık; Müslümanların paramparça olmuşluğuna son vererek devasa bir gücü ortaya çıkaracaktık. 51 eyaletten oluşan ABD’nin, 83 federal bölgeden oluşan Rusya’nın ve 32 ülkeden oluşan AB’nin karşına 57 İslâm ülkesini temsilen Hilâfet olarak çıkacaktık. 1,5 milyarı aşan genç nüfusumuz, muazzam yer altı ve yer üstü servetlerimiz, hadaratımız ile dünyanın en güçlü devleti olacaktık. Heybetimiz kâfirlerin dizlerinin bağının çözülmesine sebebiyet verecekti. Zaferle, yücelmeyle, yeryüzünü ele geçirmeyle müjdelenen ümmet olarak Efendimizin dediği müjdeye nail olacaktık.

Bugün şayet Hilâfet ile yönetiliyor olsaydık; Râşidî Hilâfet bizim için kalkan olacaktı! Fitne ve fesada, zulme ve zalimlere, kan ve gözyaşlarına, onur ve haysiyetlerimize, emanet ve namuslarımıza, dinimize, kitabımıza, Rasulümüze, hayat nizamımıza Hilâfet kalkan olacaktı. Filistin, Suriye, Arakan, Türkistan, Afganistan, Irak ve diğer beldelerimizdeki çaresizlere, çocuklara, kadınlara ve zayıf bırakılmış erkeklere, sürgün edilmiş mültecilere ve zulme maruz kalmış tüm insanlığa, tüm Müslümanlara kalkan olacaktı, koruyacaktı. Ezan-ı Muhammediye’nin okunmasının bile yasaklandığı kutsal mescitlerimizi kurtaracaktık.

Bugün dünya Hilâfet ile yönetiliyor olsaydı; dünyadaki iktisadi krizlerin tek sebebi olan kapitalizmin zulüm ve sömürü düzenine son verecektik. Hilâfet’in olmadığı şu an, dünyamızda 35 milyar insana yetecek kadar rızkı Allah verdiği halde 7,5 milyarlık dünya nüfusunun 800 milyonu açlığa mahkûm edilmiş durumda. Bu insanlardan her gün 18.500, her saat 770 tanesi bir lokma ekmek, bir damla su bulamadığı için hayatını kaybediyor. Bu rakamlara Yemen, Somali gibi savaş bölgeleri dâhil değil… Bir tarafta insanlar açlığa mahkûm edilmişken diğer tarafta dünya nüfusunun %30’u çok yediğinden dolayı aşırı kilolu, hasta ve kilolardan kurtulmak için milyarlarca dolar harcıyor. Yine dünya gelir dağılımında %1’lik zengin kesimin %99’luk kesimden daha fazla kazanmasına engel olacaktık.

Bugün şayet Hilâfet ile yönetiliyor olsaydık; İslâm kardeşliğini tesis etmiş olacaktık. Endonezya’dan Fas’a kadar tüm beldelerimizdeki kardeşlerimizle bir vücudun azaları gibi, bir binanın tuğlaları gibi yeniden bir vücut halinde ensar ve muhacir örnekliğini yaşayacaktık. Milliyetçiliğe, kavmiyetçiliğe, bölgeciliğe ve her türlü ayrıştırıcı fikre karşı mücadele edecek Arap’ın Acem’e, Acem’in de Arap’a, Türk’ün Kürt’e, Kürt’ün de Türk’e olan üstünlüğünü kabul etmeyecek, Rabbimizin dediği gibi üstünlüğü sadece takvada arayacaktık.

Bugün şayet Hilâfet ile yönetiliyor olsaydık; adil bir hukuk sisteminin nasıl olduğunu tüm dünyaya gösterecektik. Kimsenin dokunulmaz olmadığını, asılsız ithamlarla diktatör olmakla suçlanan Halifelerin İslâm hukuku önünde nasıl yargılandıklarını yeniden gösterecektik kendisini dokunulmaz sayanlara! “Şayet Dicle’nin kenarında bir koyunun ayağı sürçse onun için bir yol hazırlamadığımdan dolayı Allah’ın Kıyamet Günü’nde kesinlikle beni hesaba çekeceğini düşünürüm.” diyen Ömerlerin, kralların dahi yardımına koşan Kanunilerin, zulüm, işgal varken gülmeyen Selahattinlerin, yüzyıllar sonra dahi Rasulullah’ın müjdesi için yaşayan Fatihlerin yönettiği bir dünyada yaşayacaktık.

Bugün şayet Hilâfet ile yönetiliyor olsaydık; Allah’ın bir emaneti gördüğümüz kadınlarımız korunacak, ticari bir meta gibi görülmesine mani olunacak ve ona hak ettiği saygıyı kazandıracaktık. Özgürlükçü fikirler sayesinde temelleri sarsılan dağılan milyonlarca aileyi koruma altına alacaktık. Nafakasını temin edemeyen her bireyi gözetecek ve her aileye devlet eliyle sahip çıkacaktık. Sadece darul İslâm’da değil darul küfürdeki zina, fuhuş, ahlaksızlığı Kanuni zamanındaki gibi yasaklayacak zinaya götüren tüm yolların önünü kesecektik.

Sadece bir asır Hilâfetsiz geçen şu dünyanın pürmelali ortadadır. Zulüm yerine adaletin, fakirlik yerine zenginliğin, kaos yerine huzurun, kapitalizm yerine İslâm’ın, zillet yerine izzetin, demokrasi yerine Hilâfet’in yaşanması dünya ve ahiret kurtuluşu olacaktır.

Elbette insana yakışanlar bunlardır! Elbette Müslümanların sahip olması gerekenler bunlardır! Ve Allah’ın izniyle bekleyen beklediğine kavuşacaktır!

 

Yazarın Tüm Makaleleri İçin Tıklayınız