loader

Bu Kış Çok Soğuk Geçecek

Yapılan bir deneyde, iki maymuna görev verilir. Görev, içinde bulundukları kutudaki ufak bir taşı delikten kutunun dışındaki bayana vermek. Bunun karşılığında görevli bayan bir parça salatalıkla maymunlara tabiri caizse ödeme yapar.

Her iki maymuna deneyde 25 defa salatalıkla ödeme yapılır, her iki maymun da durumdan memnundur fakat maymunun birine daha iyi bir ödeme yapıldığında (birine salatalık yerine üzüm verilmeye başlandığında), bunu fark eden diğer maymun isyan etmeye başlar.[1]

‘Adalet’, sözlükte eğri bir yoldan doğru bir yola yönelmek, dengeli olmak, dengede tutmak, dengelemek ve tartmak gibi anlamlara gelir. Bundan dolayı adalet, terazi ile simgelenir.

Kavram olarak adalet, ‘davranış ve hükümde doğru olmak, ölçülü hareket etmek, hakka göre hüküm vermek, hakkı layık olana vermek, haksızlıktan kaçınmak, haklıyı haksızdan ayırmak, haksıza hak ettiği cezayı, ne eksik ve ne de fazla olmaksızın hak ettiği kadar vermek ve cezayı gerektirecek bir fiil işlemeyene de ceza vermemek yani zulmetmemek’ anlamlarına gelmektedir.

Bu özelliği kendisinde taşıyan kimseye de ‘Âdil’ denir. Allahu Teâlâ’nın güzel isimlerinden biri de yine bu sıfatı ifade eden ‘Adl’dir.

Allah-u Teâlâ şöyle buyurur:

فَلِذَلِكَ فَادْعُ وَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ وَلَا تَتَّبِعْ أَهْوَاءهُمْ وَقُلْ آمَنتُ بِمَا أَنزَلَ اللَّهُ مِن كِتَابٍ وَأُمِرْتُ لِأَعْدِلَ بَيْنَكُمُ

“Bundan dolayı insanları tevhid inancına davet et ve emir olunduğun gibi dosdoğru ol! Onların keyiflerine uyma! Ve de ki: Ben Allah’ın indirdiği kitaba inandım ve aranızda Adaleti gerçekleştirmekle emir olundum…”[2]

Buna göre adalet, başkalarının arzu ve heveslerinden, yönlendirmelerinden etkilenmeden, istikrarlı bir tutumla Allah’ın razı olacağı hükümlerle hükmedildiği bir ortamda ruhsal denge ve akli olgunluk kullanılarak olur.

Kur’an-ı Kerim’e göre adaletin dayanağı hakkaniyettir. Hidayete hak sayesinde ulaşılabileceği gibi adalet de hakka uymakla sağlanır.[3]

Bir hak konusunda hüküm verilirken, hakkın kendi lehine hükmedilmesi halinde bundan memnun olan, fakat aleyhine hükmedilmesi durumunda bu hükmü tanımayan insanlar için ayette أُوْلَئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ “İşte bunlar zalimlerdir”[4] denilmiştir.

Kur’an-ı Kerim’de hak ve adaletin mutlaka tecelli edeceği defalarca vurgulanmıştır ki bizzat Allahu Teâla’nın ahirette hiçbir haksızlığa fırsat verilmeyecek şekilde adaletle hükmedeceği ve O’nun bu vaadinin kesin olduğu bildirilmiştir:

وَأَسَرُّواْ النَّدَامَةَ لَمَّا رَأَوُاْ الْعَذَابَ وَقُضِيَ بَيْنَهُم بِالْقِسْطِ وَهُمْ لاَ يُظْلَمُونَ

“…Onlar azabı görünce pişmanlıklarını açıklarlar, aralarında adaletle hükmedilir ve onlar haksızlığa uğratılmazlar.”[5]

وَنَضَعُ الْمَوَازِينَ الْقِسْطَ لِيَوْمِ الْقِيَامَةِ فَلَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْئًا وَإِن كَانَ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِّنْ خَرْدَلٍ أَتَيْنَا بِهَا وَكَفَى بِنَا حَاسِبِينَ

“Kıyamet günü doğru teraziler koyacağız; hiçbir kimse hiçbir haksızlığa uğramayacaktır. Bir hardal tanesi ağırlığında olsa bile yapılan her ameli ortaya koyarız. Hesap gören olarak biz yeteriz.”[6]

Cuma hutbesinde, hatiplerin hutbeden inmeden önce okudukları ayetikerimelerde Allahu Teâlâ, şöyle emrediyor:

إِنَّ اللّهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالإِحْسَانِ وَإِيتَاء ذِي الْقُرْبَى وَيَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاء وَالْمُنكَرِ وَالْبَغْيِ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ 

“Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği ve akrabaya yardım etmeyi emreder; fuhşiyattan, kötülükten ve azgınlıktan men eder. Tutasınız diye size öğüt verir.”[7]

Ayetlerde emredilen adaletin kapsamı oldukça geniştir. İnsan hayatının her alanında, davranışlarda, hüküm ve karar vermede, insanların haklarını vermede, yönetim işlerinde dosdoğru hareket etmek, düzgünce iş yapmak ve herkesin hakkını vermek adalettir.

İslâm, adaleti, dinî bir emir ve toplumsal düzenin temeli olarak görmüş, adaletle davranan ‘adil’ kimseleri övmüş, adaletten ayrılarak haksızlık yapan ve zulme sapmış olan zalimleri de hem kötülemiş ve hem de can yakıcı bir azapla tehdit etmiştir.

İslâm toplumunun temelinde Kitap ve Mizan vardır. Müslümanlar kitaba uyarak mizanı yerine getirirlerse, yani ölçülü davranıp aşırılığa, yanlış yollara sapmazlarsa, adaleti sağlarlar. Mizanın dengesi bozulduğu zaman, adalet kaybolur gider. İnsanlar en doğal haklarını bile alamazlar. Toplumdaki zalimler gücü ellerine geçirdikleri zaman da zulümler artar. Güç ve iktidar, adaletin emrinde olmalıdır. O zaman Şeriat’ın üstünlüğü sağlanır ve insanlar haklarına kolaylıkla ulaşırlar. Kendini hukukun üstünde gören güçler, adalet anlayışını çiğner geçerler.

Dünyada tarih boyunca adaletle hükmeden devletlerin ve toplumların asırlarca yaşadıklarını, adaleti bırakıp zulüm ve haksızlıkla hükmeden devlet ve toplumların ise çabuk yıkılarak yok olduklarını ve dünya haritasından silindiklerini tarih yazmaktadır.

İşte bunun içindir ki, adalet Hilafet Devleti’nin temel esaslarındandır. Hilafet Devleti bu temel esas üzerine bina edilecek, İslâm dünyasında insanlar arasında adalet tam anlamıyla uygulandığı gibi Hilafet Devleti’ni oluşturan ülkeler ve topluluklar arasındaki hukukta adalet temel esas olacaktır. Hilafet Devleti’nde adalet, Batı’daki kuvvet sahibinin hak sahibi olduğu, zayıf insanlarının haklarının da güçlülerin elinde olduğu bir hak-adalet değil; bütün insanların hakkını doğal seyri içinde alacakları bir adalettir.

Raşidî Hilafet Devleti’ni kurarak, İslamî hayatı yeniden başlatma çalışması, düşmanlarımızın nazarında tahminimizden çok daha büyük bir önem arz etmektedir. Bu konuda Allah’tan başka ne bir dost, ne bir destekleyici ve ne de bir yardımcımız yoktur. Bizler, zalimin elini tutup zulmüne engel olmayı ve onu hakka döndürmeyi istiyoruz. Umulur ki Allah, bizim ellerimizle ümmet üzerindeki bu zulmü kaldırır.

İslam nizamı, tam ve kapsamlı bir şekilde hayatın her alanında uygulanmadıkça dünyanın hiçbir parçasında adalet tesis edilemez. Dolayısıyla mevcut sistem içinde beklentimiz adalet değil, süregelen haksızlık ve hukuksuzluğun giderilmesidir. Bu da her nerede olursa olsun, tüm insanların en tabii haklarından biridir.

Makalemi kısa bir hikâye ile bitirmek istiyorum.

Sonbaharda, kızılderililer şeflerine kışın soğuk geçip geçmeyeceğini sormuşlar. Herhangi bir fikri olmayan şef, kışın soğuk geçeceğini ve hazırlanmak için odun toplamaları gerektiğini söylemiş. İyi bir önder olan şef, en yakın telefon kulübesine gittikten sonra Ulusal Hava Durumu Servisi’ni arayıp sormuş:

– Kış soğuk mu geçecek?

Telefondaki adam:

– Evet, bu kış epey soğuk geçecek

Şef, köye geri dönüp odun toplama işini hızlandırmış. Bir hafta sonra, şef tekrar Ulusal Hava Durumu Servisi’ni aramış:

– Kış çok mu soğuk geçecek?

Telefondaki adam:

– Evet, bu kış gerçekten oldukça soğuk geçecek

Böylelikle Şef geri dönüp adamlarına bulabildikleri bütün odun parçacıklarını dahi toplamalarını söylemiş. Bir hafta sonra şef tekrar Ulusal Hava Durumu Servisi’ni aramış:

– Bu kışın çok soğuk geçeceğine kesinlikle emin misiniz?

Telefondaki adam:

– Kesinlikle, kızılderililer deli gibi odun topluyor.

Bu kısa hikâyemiz demokraside adalet arayanlara gelsin, demokrasiyi baş tacı edenlere gelsin. Yürüdükleri yol, yol değil. Demokraside, kışlarınız daha çok soğuk geçer. Hatta yazlarınız dahi kışa döner. Adalet ancak İslam’dadır, İslam’ın nizamındadır. Bunu da tatbik edecek olan ancak Raşidî Hilafet Devleti’dir, Raşid bir Halife’dir.

Rabbimizden, Ramazan bayramına yaklaştığımız şu günlerde, ümmeti bir araya toplayacak ve onları bir arada tutacak Raşid bir Halife nasip etmesini niyaz ederiz.

@MNCetinbudak



[1] İnternet arama motorlarına “Maymunun adaletsizliğe isyanı” şeklinde girildiğinde ilgili videoyu izleyebilirsiniz.

[2] Şûra Sûresi 15

[3] A’raf Sûresi, 159, 181

[4] Nûr Sûresi 48-51

[5] Yunus Sûresi 54-55

[6] Enbiya Sûresi 47

[7] Nahl Sûresi 90

Yazarın Tüm Makaleleri İçin Tıklayınız