loader

Bir Katil Maktul Olunca

“Ahmak adam dünyası için ahiretini mahveden kimsedir. Daha da ahmak olan kimse ise başkasının dünyası için ahiretini mahveden kimsedir.” Bu söz, Kasım Süleymani’nin ölüm haberinden sonra, böylesine katil olduğu ortada olan bir adamı savunmak için ortaya dökülenleri görünce aklıma düştü. İnsan, esaslardan kopup rastgeleliğe duçar olunca tuhaf bir varlık haline geliyor. Kendisi, dini, ümmeti ve ahireti aleyhine de olsa olmadık kimseleri yine dini(!) hesabına savunabiliyor. Oysa Mümin, Kitap ve Sünnet penceresinden meselelere yaklaşıp hak–batıl, zulüm-adalet, doğru–yanlış ölçüsünü bunlara göre belirlediğinde, zalimin de mazlumun da kim/ler olduğunu çok net görebilir. Değilse katilleri maktul, zalimleri mazlum, mağrurları mağdur olarak görüp algılar. Rabbimiz şöyle buyuruyor:

اَلْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْمُمْتَر۪ينَ۟

“Hak (gerçek) Rabbinden gelendir. Öyleyse sen şüphe edenlerden olma.”[Bakara 147]

Her ne kadar Süleymani özelinde bu hakikatleri dile getirsek de maalesef ümmetin evlatları arasından, dünya ve ahiretlerini mahvetmekten başka bir şey yapmayan kimseleri savunup onlara ittiba eden böyle zalim ve fasıklar ve dahi kâfirler için dünyasını ve ahiretini perişan eden kimseler oldukça fazla. Kitap ve Sünnet’e göre yaptıkları ifsattan başka bir şey olmayan kimseleri ümmet, bu müfsitlerin bütün saptırıcı araç ve gereçleri ustalıkla kullanmalarından mütevellit de kendilerine veli edinebilmektedir. Oysa şuan fesat dolu şu dünyaya ve kan gölüne dönmüş coğrafyamıza dönüp bakan kimse bunun sebebinin sömürgeci kâfirler ve bölgemizde onlara uşaklık eden, önde gelen güç ve kuvvet ehli olduğunu görür. Ama maalesef yeryüzünü yaşanmaz hale getirenler kendilerini birer kahraman gibi sunuyorlar bizlere. Ve yine maalesef kendilerine ciddi taraftarlar da buluyorlar. Bu taraftarları üzerinden –sözde- hak-batıl(!) savaşı yürütüyorlar.

Oysa olan, sadece batılın birbirini yemeye çalışmasından başka bir şey değil. Örneğin İran “Büyük şeytan Amerika!” sloganı altında on yıllardır “şeytanlığını” gizlemeye çalıştı. Son Süleymani vakıasında da İran ve İrancıların yaptığı şey bu idi: Büyük şeytanın gölgesinde “Süleymani”nin şeytanlıklarını gizlemeye çalışmak… Süleymani’nin nasıl bir katil olduğunu dile getirenleri “Amerikancı” olmakla suçlamak… Oysa birinin “büyük şeytan” olması başka birinin “küçük şeytan” olmasını meşru hâle getirmez. Bölgede Amerika ile iş tutup başka bir iş gereği Amerika tarafından harcanmak kimseyi anti-Amerikancı, anti-emperyalist yapmaz. Katil, maktul olunca masum olmaz. Hak, bünyesinde batıldan hiçbir şeyi kabul etmez. Hakkın olduğu yerde batıl, zail olmanın dışında bir seçeneğe sahip değildir. Yani işine geldi mi Amerika’ya sövüp işine gelmedi mi onunla iş tutmak kimseyi Amerika düşmanı yapmaz. Amerika’nın düşmanları o kimselerdir ki;

Allah’tan başkasını birlemezler,

Sadece Allah’ın her şeye gücünün yettiğine inanırlar,

Sadece Allah’ın önünde boyun eğerler,

Amerika’nın kurduğu küresel hegemonyaya konjonktür gereği teslim olmaz ya da meşrutiyetini tanımazlar,

Amerika’nın karşısında laf olsun diye değil gerçekten duracak ve yok edecek bir otorite tesis etmeye çalışırlar,

Amerika’nın yok oluşunun kendi elleriyle olması için Rablerine gece gündüz yalvarırlar,

“Allah varken Amerika yoktur” derler,

Halklarına Amerika’nın beşerî gücünden değil Allah’tan korkmalarını öğütlerler,

Amerika’yı rol model olarak değil İslâm ile değiştirilmesi gereken bir hedef olarak görürler,

Amerika’ya şeklen değil hakikaten muhalefet ederler,

Amerika’nın sadece askerî hegemonyasına değil fikrî ve siyasi tüm sömürü araçlarına karşı çıkarlar,

Allah’tan korkar gibi Amerika’dan korkmazlar,

Allah’ın dostluğuna karşılık Amerika da dâhil hiçbir Allah düşmanı devletin düşmanlığına aldırış etmezler,

Allah’ın kulu ve Müslüman olmaları en büyük övünç kaynaklarıdır.

 

Rabbimizden bizlere hakkı hak bilip hakkıyla ittiba edebilmeyi, batılı batıl bilip hakkıyla batıldan içtinap edebilmeyi bizlere nasip etmesini niyaz ediyorum. Rabbimiz Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ فَلَا تَغُرَّنَّكُمُ الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا۠ وَلَا يَغُرَّنَّكُمْ بِاللّٰهِ الْغَرُورُ اِنَّ الشَّيْطَانَ لَكُمْ عَدُوٌّ فَاتَّخِذُوهُ عَدُواًّۜ اِنَّمَا يَدْعُوا حِزْبَهُ لِيَكُونُوا مِنْ اَصْحَابِ السَّع۪يرِۜ

“Ey insanlar! Allah’ın verdiği söz gerçektir. Dünya hayatı sakın sizi aldatmasın, o aldatma ustası/şeytan da Allah hakkında sizi kandırmasın. Şüphe yok ki şeytan sizin düşmanınızdır, siz de onu düşman bilin. Çünkü o kendisine uyacaklara yakıcı ateşin mahkûmlarından olsunlar diye çağrıda bulunur.”[Fatır 5-6]

Yazarın Tüm Makaleleri İçin Tıklayınız