23 Ekim 2017 - 3 Safer 1439
Batılıların Gözünde İslâm | Dar-ul Ummah

Mukaddime

 

el-Hamdulillahi Rabbil Alemin… es-Salatu ve’s Selamu Alâ Rasulina Muhammedin ve Alâ, Alihî ve Ashabihi ecmain…

Kâfir batı dünyası İslâm’ın hayat sahnesinde yerini alması ile birlikte ona karşı düşman olmakta çok gecikmemiş ve hicretin sekizinci senesinde Rumlar ile Müslümanlar ilk defa Mute Gazvesinde karşı karşıya gelmişlerdir. İşte o gün Allah Azze ve Celle’nin yardımıyla Müslümanlar tarih boyunca kâfir batıya karşı nasıl bir duruş göstereceklerinin ilk mesajını vermişler ve devam eden senelerde bütün haçlı saldırılarında aynı cesareti göstermişlerdir. Âlemlerin Rabbi olan Allahu Teâlâ’ya edilen tevekkül, O’nun dinini hayata hâkim kılma noktasında gösterilen azamet, emirleri doğrultusunda yaşamaya yönelik gerçekleştirilen itaat ve dini İslâm’ın âleme hidayet ve nur olması için yapılan cihad her zaman sonucun müspet olarak çıkmasında vesile olmuştur.

İşte tüm bu etkenler Allahu Teâlâ’nın yardımıyla birleşince kâfir batılılar İslâm Devleti karşısında devamlı hezimete uğramışlar ve kinlendikçe kinlenmişlerdir. Cenk meydanlarında istediği sonucu alamayacağını anlayan kâfir batı, sinsi planlar ve çirkin yöntemlerle İslâm Ümmeti üzerinde çalışmalar yapmaya başlamıştır. Böylece ümmet arasında milliyetçilik, vatancılık, sufizm ve çağdaş tağuti fikirler dolaşmaya başlamış, İslâmî düşünce tevillerle bulandırılmaya çalışılmış ve Müslümanların vahdeti yavaş yavaş parçalanmaya yüz tutmuştur.

Ürettiği zehirli fikirler ile son İslâm Hilâfet Devleti olan Osmanlı zayıflamış ve hasta adam olarak lanse edilmiştir. Bu zayıflık sonucunda yerli işbirlikçilerin de içeriden yaptığı hainlikler ile göstermelik savaşlar yapılmış ve İslâm Devleti hayat sahnesinden ilga edilmiştir.

Ama sadece ilga edilmesi ile yetinilmemiş, hastalanan ve verilen zehirli narkoz ile uyutulan bu devasa gücün tekrar ayağa kalmaması için de planlar yapılmıştır. Zira İslâm Devleti’nin tekrar hayat bulması onların sonunun gelmesi anlamına gelecektir. Müslümanların bilinçli olarak oluşturdukları vahdetin ve İslâm Devleti’nin gücünü hiç kuşkusuz ki asırlar boyunca görmüş olanlar en iyi bilenlerdir. O yüzden tekrar kurulacak olan bir İslâm Devleti’nin kendileri için ne anlama geleceğini çok iyi bilen kâfir batı dakik düzenlemeler ile bunu engellemeye çalışmıştır. Fakat güneşin balçıkla sıvanamayacağı gibi, İslâm’ın hayata hakim olması da kimse tarafından engellenemez. Çünkü Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

يُرِيدُونَ أَن يُطْفِؤُواْ نُورَ اللّهِ بِأَفْوَاهِهِمْ وَيَأْبَى اللّهُ إِلاَّ أَن يُتِمَّ نُورَهُ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ

“Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek isterler. Kâfirler istemesede Allah nurunu mutlaka tamamlayacaktır.” (et-Tevbe 32)

Bu esasi gerçekler ile birlikte özellikle günümüzde 11 Eylül saldırıları sonucunda oluşturulan İslamifobia neticesinde kâfir batının İslâm’a bakış açısı nerede ise “İslâm=Terörizm” olarak belirginleşmiştir. Hatta küfrün başı ABD Başkanı George W. Bush “ya teröristlerle siniz ya da bizimle” diyerek bunu açıkça beyan etmiştir. Aslında bu tür söylemler kâfir batının yüzünün net görünmesi açısından faydalı olmuştur diyebiliriz. Zira kâfir batı Müslümanları katlederken, yeraltı ve yerüstü zenginliklerini sömürürken, her platformda onları aşağılarken ve cüretkâr bir biçimde Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem ile alakalı karikatürler yayınlarken onların bu yüzünü görmememiz için hoşgörü ve diyalog çalışmaları başlatılmıştır. Bu tür çalışmalar ve söylemler sadece ve sadece onların işlerine yarayacak ve planları işlemeye başlayacaklardır. Kâfir batıyı yeniden tanımlamaya gerek yoktur. Zira her şeyin doğrusunu bilen Rabbimiz bakın bu konuda ne buyurmuştur:

إِنَّ الْكَافِرِينَ كَانُواْ لَكُمْ عَدُوًّا مُّبِينًا

“Şüphesiz kâfirler, sizin apaçık düşmanınızdır.” (en-Nisa 101)

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى أَوْلِيَاء بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاء بَعْضٍ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَإِنَّهُ مِنْهُمْ إِنَّ اللّهَ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ

“Ey iman edenler! Yahudileri ve Nasranîleri dost edinmeyin, onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse şüphesiz o da onlardandır. Allah zalim olan kavme (topluma) hidayet etmez.” (el-Maide 51)

İşte Rabbimizin ortaya koyduğu bu tanımlamalar ışığında bizlerde Müslüman kardeşlerimize faydalı olacağını düşündüğümüz bu eseri yayınlamaktan mutluluk duymaktayız. Batılıların gözünde nasıl bir İslâm düşüncesi olduğunu, İslâm’a karşı duygu ve düşüncelerinin boyutlarının olumlu ve olumsuz olarak neler olduğunu ve bazı İslâmî kitlelere bakış açılarını bu kitap da bulabilirsiniz. Umarız “Dinlerarası Diyalog” ve “Medeniyetler İttifakı” projelerinin canlı tutulduğu, yerleştirilmeye çalışıldığı bu günlerde bir panzehir etkisi yapar. Batılıların gözündeki İslâm anlayışını görünce, İnşaAllah Müslümanların gözündeki Batı anlayışında ciddi değişmeler oluşur.

Muhakkak ilk baskısı olması hasebiyle kitap da bazı eksiklikler olacaktır. Okuyucularımızın bu konuda bizleri mazur göreceğini ümit ederken İnşaAllah en yakın zamanda tekrar baskıya girdiğinde bunları gidermiş oluruz. Muhakkak gayret bizlerden ve başarı Allah Azze ve Celle’dendir.

 

Çaba bizden, muvaffakiyet Allah’tandır.

وَقُلِ اعْمَلُواْ فَسَيَرَى اللّهُ عَمَلَكُمْ وَرَسُولُهُ وَالْمُؤْمِنُونَ وَسَتُرَدُّونَ إِلَى عَالِمِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

De ki: ‘Çalışın! Çalışmanızı Allah da, Rasulü de, Müminler de göreceklerdir. Sonra da gaybi ve muşahedi Bilene (Allah’a) döndürüleceksiniz de O size yapmakta olduklarınızı haber verecektir. (et-Tevbe 105)

 

KöklüDeğişim Yayıncılık

[H.] Cemaziy’el Âhir 1431 / [M.] Haziran 2010 




Sipariş etmek için:

0 312 229 77 91
Yorumlar