15 Aralik 2017 - 26 Rebiü'l-Evvel 1439
Halep, Entrika Ve İhanet İle Düştü!
2016-12-27 13:25:22 | Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Bürosu | Halep, Entrika Ve İhanet İle Düştü!
Hizb-ut Tahrir Halep’in düşmesiyle alakalı ‘Halep’te Yaşanan ve Yaşanmakta Olan Entrika, İhanet ve Hıyanet!’ başlıklı uzun bir analiz yayınladı.

kokludegisim.net

Hizb-ut Tahrir; “Amerika, Halep hattına dâhil olup Rusya ile entrika çevirmesi, ilişkili grupları geri çekmesi, geri çekilmelerin devamını getirmesi için Türkiye’ye komut verdi. İşte bu da kargaşa oluşturdu ve sanki Halep kurtlara “teslim edildi”. Ruslarla koordinasyon içerisinde ABD planını uygulamak Türkiye’ye havale edildi. Türkiye de rejim güçlerinin Doğu Halep’e girişine olanak sağladı... Böylece Halep, rejimin eline geçti. Rejim güçlü olduğu için değil, aksine Amerikan gözetiminde Rusya ile Türkiye arasında varılan ortak mutabakat uyarınca entrikacıların entrikasıyla. Putin, bu durumu açıkça ifade etti ve suç ortağı Erdoğan’ı gizlemedi” denilen uzun analizde Halep’teki tüm kirli planlar, ihanetler ve kumpaslar anlatıldı.

İşte o analiz;

Halep, Entrika Ve İhanet İle Düştü!

Şüphesiz Halep, Amerikan idaresi ve planlamasında, Rusya, İran, maşalar ve Şii milisler uygulamasında, acımasız ve şiddetli saldırılara maruz kalmıştır. Sapasağlam dağları bile yerinden oynatan bu saldırılar karşısında Halep direnerek sebat etmiştir. Düşmana acı vermiş ve derinden yaralamıştır. Hatta bu uzun bir süre de böyle devam edebilirdi... Ancak Amerika, Halep hattına dâhil olup Rusya ile entrika çevirmesi, ilişkili grupları geri çekmesi, geri çekilmelerin devamını getirmesi için Türkiye’ye komut verdi. İşte bu da kargaşa oluşturdu ve sanki Halep kurtlara “teslim edildi”. Ruslarla koordinasyon içerisinde ABD planını uygulamak Türkiye’ye havale edildi. Türkiye de rejim güçlerinin Doğu Halep’e girişine olanak sağladı...

Böylece Halep, rejimin eline geçti. Rejim güçlü olduğu için değil, aksine Amerikan gözetiminde Rusya ile Türkiye arasında varılan ortak mutabakat uyarınca entrikacıların entrikasıyla. Putin, bu durumu açıkça ifade etti ve suç ortağı Erdoğan’ı gizlemedi. Düzenlenen bir basın toplantısında herkesin gözü önünde Erdoğan’ı kamuoyuna ifşa etti! Putin, düzenlediği bir basın toplantısında, “Halep’te tam olarak üzerinde anlaştığımız şeyler oluyor. Bunlar konusunda, St. Petersburg’u ziyaret ettiğinde Türkiye Cumhurbaşkanı ile anlaşmıştık”diye konuştu. “Siyasi bir bomba patlatan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, silahlı grupların Doğu Halep’ten tahliye işleminin Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz Ağustos ayında St. Petersburg ziyareti esnasında varılan anlaşma uyarınca olduğunu söyledi...

Bugün Cuma günü Tokyo’da Japon Başbakanı Şinzo Abe ile görüşmesi sonrası düzenlenen ortak basın toplantısında, “Biz her şeyden önce sivillerin hayatını korumak için silahlarını bırakmaya hazır olan bu grupların tahliyesine Türkiye’nin yardımcı olması hususunda anlaşmıştık.”diyen Rusya Devlet Başkanı Putin şöyle devam etti: “(Suriye’de) ne olduğuna bakılırsa, özellikle Türkiye Cumhurbaşkanı ile St. Petersburg ziyareti esnasında anlaşmaya vardığımız şeyler gerçekleşmektedir.”[16.12.2016 Elaph ve Sputnik News]

Yanıtı Putin’in bu açıklaması ile sonlandırabilirdim. Ancak daha fazla izahat yapacağım. Kahraman ve yiğit Halep, Halebüşşehba, Türkiye tarafından sırtından hançerlendi. Türkiye, Halep’i kırmızıçizgi olarak görüyordu, ancak kan içinde yüzülen kan çizgisi haline getirdi... Kirli para müptelalığı nedeniyle çatışma günü arkasını dönen gruplar tarafından da sırtından hançerlendi. Öyle ki bu gruplar, Allah’a, Peygambere ve müminlere ihanet eden devletlerin kapısından besleniyorlar...

Bu yüzden bu durumu biraz daha açıklayacağım:

Birincisi: Halep ve çevresindeki devrimciler, kısa sürede yok olacak kadar zayıf değillerdi. Yaklaşık iki hafta önce 26 Kasım 2016 gününden başlamak üzere rejim güçleri ve müttefikleri, Halep’in en büyük mahallerinden Hanono mahallesini ele geçirdiler. İlerleyen rejim güçleri, Sahur sonra Şiar ve eski Halep çevresini de kontrol altına aldılar. Rejim güçleri beklenmedik şekilde kolayca ilerleme kaydediyorlardı. Zira ilerleme sırasında eğer Erdoğan müdahil olmamış olsaydı karşılaşacakları direnişle karşılaşmıyorlardı. İki gün sonra rejim güçleri, şehrin güney kesiminde de ilerlemeye başladılar ve Şeyh Said mahallesini işgal ettiler. İlerleme sırasında rejim güçleri, sivillerin kanı ya da evlerin mahrumiyetine saygı göstermiyorlardı. Dahası karadan havadan delice saldırılarla evleri yakıp yıkarak ilerliyorlardı. Katliam işliyorlar, terör saldırıları yapıyorlardı. Bunun nedeni ise şehri bir an önce terk etmeye zorlamak amacıyla Halep’ten ayrılmayan muhalif savaşçıların kalplerine korku salmaktı...

Halep’e başlayan askeri saldırılardan bu yana Türkiye, Suriye arenasında kalleşçe Rusya ile birlikte hareket ediyordu. 02 Aralık 2016 tarihinde BBC’nin bildirdiğine göre “Çavuşoğlu, Türkiye’nin kolektif çabaların yanı sıra İran, Rusya, Esed, Suriye ve Lübnan ile de ikili görüşmelerde bulunduğunu kaydetti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, haftada en az üç kez Rus mevkidaşı Vladimir Putin ile Suriye konusunu telefonda görüştü. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu da Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile aynı konuyu görüşmek üzere Perşembe günü Türkiye’de bir araya geldi.”Bu diplomatik trafiğin nedeni, adım adım kanlı Halep katliamını uygulamak içindi. Washington ile kanlı katliamın ayrıntıları ele alındıktan sonra Türk ve Rus tarafı ile bunların uzantıları, kanlı katliamı hayata geçirmek üzere harekete geçtiler.

İkincisi: Kanlı katliam öncesinde Türk yetkililer, Halep’ten “teröristlerin” çıkarılmasına ilişkin sıra dışı ve garip açıklamalar yaptılar. “Kuzey Suriye’nin Halep kentinde çatışmaların durmasını isteyen Türk Dışişleri Bakanı Mevlit Çavuşoğlu, “El Nusra Halep’ten derhal ayrılmalı” dedi. [27.10.2016 el-Cezire] Çavuşoğlu, Amerika liderliğinde Lozan kentinde yapılan Suriye toplantısının ardından böyle bir çağrıda bulundu. Bu süre içinde Amerika, Suriye’nin en hassas ve baş aktörü Türkiye ile ortam hazırlıyordu. Ertesi gün Türk yetkililerin açıklamaları önemli ölçüde arttı. 17 Ekim 2016 tarihli aletihadpress sitesinin aktardığına göre;

“İsviçre’nin Lozan kentinde yapılan ve Rusya, Amerika, İran, Irak, Mısır, Türkiye, Suudi Arabistan, Katar ve Ürdün Dışişleri Bakanlarının yanı sıra BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura’nın da yer aldığı Suriye toplantısının ardından yaptığı açıklamada Türk Dışişleri Bakanı Mevlit Çavuşoğlu, “Halep’ten El Nusra teröristlerinin bir an önce temizlenmesi gerekiyor. Bu bölgede özellikle, muhalefetin de El Nusra’dan ayrılması gerekiyor.” dedi. Türkiye, Birleşmiş Milletler’in terörist örgüt olarak nitelendirdiği El Nusra Cephesine karşı ilk kez böyle bir pozisyon alıyordu.”Rusya ile Türkiye arasındaki anlaşmaya gelince, 31 Ekim 2016 günü Türk Press sitesinin Yeni Şafak gazetesinden aktardığına göre “Ankara ve Moskova arasında yeni bir bölge haritası konusunda mutabık kalındığı iddia ediliyor. #Halep’ten başlayarak İdlib, Lazkiye, Rakka, Haseke ve Deyr Zor bölgelerini de içine alan proje, savaş öncesi duruma yakın demografik yapı baz alınarak şekillenecek.”Dolayısıyla Erdoğanlı Türkiye, Rusya ile yakın koordinasyon içinde Halep’i “teslim etme”anlaşmasının bentlerini uygulamak için çok hızlı adımlarla harekete geçti!”

Üçüncüsü: Amerika, biraz perde gerisinde kaldı. Projektörlerle çevrili Erdoğan Suriye sahnesinde ön plana çıktı. Halep saldırısı ile eş zamanlı olarak Türkiye, ansızın cani Ruslar ile silahlı gruplar arasında görüşmelerin başladığını açıkladı. Görüşmelere, “Ahraru’ş Şam, Ceyşul Mücahidin, Feylak’uş Şam ve Cephetuş Şam grupları katıldı...” [8.12.2016 Türk Press] Silahlı gruplar, Erdoğan’ın Washington’da pişirilen tuzağına düştüler. Bu görüşmeler, bir tuzaktır. Bu tuzak sayesinde Rusya ile Erdoğan, Halep’e darbe üstüne darbe vurdular. Halep’te kara savaşı başlar başlamaz Rusya, “Fethu’ş Şam’ın” Halep’ten ayrılmasını istedi. Ruslar, belli bir süredir açıkça bunu dillendiriyordu.

Ancak Ankara’da Türk yetkililerinin huzurunda ve gözetiminde bunu dillendirmeleri, Türkiye’nin “teröristlerden” vazgeçmek istediğine dair silahlı muhaliflere verilmiş güçlü bir mesajdır. Halep’te meydana gelen katliam ve teröre rağmen görüşmeler devam etti. Sonra ertesi gün Rusya, bütün muhalif savaşçıların Halep’ten ayrılmasını istedi. Silahlı muhalifler namına katılan müzakereciler, Rusların bu talebinin aynı zamanda Türk tarafının da talebi olduğunu anlayınca, kentten geri çekilmek ve ayrılmak, yani kenti rejim ve müttefiklerine teslim etmek üzere Halep’teki muhaliflere baskı yaptılar. Buna göre Ankara’daki müzakere heyeti ve silahlı muhalifler temsilcisi, Rusya, İran ve rejim güçleri karadan ve havadan terör estirirken belli ki Halep içinde ihanet zehirleri kusuyordu... Bu ihanet yumağı açığa çıkınca, Halep’teki devrimciler, müzakere heyetine kentten ayrılmayacaklarını ve sonuna kadar kenti savunacaklarını bildirdiler ve bu yüzden Halep Ordusu’nu kurdular.

Dördüncüsü: Rusya, devrimcilerin bir kısmının Türkiye’nin baskısına boyun eğdiğine, özellikle de askeri ve politik liderlerin, Ankara’da Rusya ve Türkiye ile müzakere yaptığına dair bazı haberler yayınlamaya başladı. 16 Aralık 2016 tarihinde Russia Today sitesinin bildirdiğine göre General Rudskoy, “Yaklaşık 3500 ılımlı muhalif militanlarının teslim olduğunu ve onlardan 3000’nin affedildiğini söyledi.”Rusya da çatışmalar sırasında benzer haberler geldiğini bildirdi... Yani bu, Türkiye yanlısı grupların kentten erken ayrılma ve kontrollerindeki mahalleleri rejime, müttefiklerine ve rejim yanlısı Kürt gruplara teslim etme operasyonudur.

Böylece bu gruplar, Türkiye’nin ihanetine yanıt verdiler ve doğrudan Türkiye’nin baskısına boyun eğdiler. Ya da bu baskı, müzakere heyeti yoluyla veya Türkiye’de yerleşik ve Türkiye, Suudi Arabistan, Katar ve diğer ülkelerden gelen zehirli ve kirli paradan nemalanan politik ve askeri liderler yoluyla da olmuş olabilir. Bu gruplar Halep’i savunmaktan vazgeçince, Halep’i teslim etme süreci de böylece başlamış oldu. Bu gruplar ya Türkiye’nin güvencesinde rejimin ordusuna teslim olup Halep’ten ayrıldılar ya da hezimet görüntüsünde geri çekilip özellikle Halep’in güneyinde kalan grupları kaderlerine terk ettiler. Böylece de Halep düşmüş oldu. Bu ihanet sahneleri olmamış olsaydı, Kuzey Suriye’de devrimin kalesi sayılan ve Amerika’nın ayağına batan büyük diken durumundaki Halep’i mücrim rejimin ordusu bu hızda ele geçiremezdi. Askeri uzmanlar, Halep’teki direnişin tam bir yıl dayanabilecek kapasitede olduğuna tahmin ediyorlardı. 7 Aralık 2016 tarihli Asia News’ın bildirdiğine göre “Muhalefet gazeteleri, liderlerinin sızıntılarını aktardı ve bu sızıntıları devrimcilere karşı yapılmış bir ihanet olarak nitelediler. Halep’teki silahlı grup liderlerinin, Çarşamba sabahı itibariyle tüm şehri teslim ve tahliye etmek üzere Washington ile görüşmeler yürüttükleri haberi doğrulandı. Gazeteler, “Amerikan-Rus anlaşması sonrası liderlerin, Halep’i Suriye hükümeti ve İran’a teslim etmek zorunda kaldıklarını söylediler.”

Beşincisi: Halep’teki kuduzca saldırıya paralel olarak başka bir askeri cephede de Türkiye, IŞİD’e karşı El Bab’ta operasyon başlattı. Bu operasyon, Erdoğan’ın Halep’in teslim olmasını sağlamak amacıyla devreye koyduğu başka bir tuzaktır. Çünkü bununla Erdoğan, Halep’teki kuduzca saldırıya tamamen eş zamanlı olarak El Bab kentinde kendilerine ihtiyacı olduğu gerekçesiyle muhalif savaşçıların Halep’ten ayrılmasını zorunlu olarak hızlandıracak bir bahane ve gerekçe oluşturmuş oldu. Halep Müslümanlarını korumak ve savunmak Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın örfüne göre bir hiçtir. Amerikan projelerinin uygulanması çok daha önemlidir. Erdoğan, dünya ve ahirette bunun doğuracağı akıbete pek aldırış etmiyor...

Türkiye yanlısı grupların şiddetli ihaneti ve “Fırat Kalkanı” kapsamında El Bab çatışmasına katılmak üzere yoğun baskı altında olmaları, Halep cephesinin zayıflamasına neden oldu. 08 Aralık 2016 günü kentin güneyindeki Şeyh Said mahallesini savunan muhalif savaşçıların ihanete katılımıyla da ihanet tavan yaptı. Çünkü Rejim güçleri ve müttefikleri, bu mahalle yönünde ilerleyemiyorlardı. Devrimciler son iki hafta içinde rejim güçlerini şiddetle geri püskürtmüşlerdi... Ama El Bab savaşı bahanesiyle Türkiye yanlısı bazı grupların kentten ayrılması, Halep cephesini çökertip zayıflattı. Böylece devrimcilerin kontrolündeki mahallelerin alanı iyice daralmış oldu. Güneybatı mahalleleri kaybedildi. Selahaddin ve Sakur mahallelerinin bir bölümü gibi dar bir alana sıkışıldı Diğer mahallelerden kaçan çok sayıda sivil de buralarda toplandı. Burada Türkiye’nin, muhalif savaşçılar ve sivillerin Halep’ten tahliyesi için Rusya ile bir anlaşmaya varıldığını açıklaması çok daha korkunç ve şoke edicidir. “Suriyeli muhalif kaynaklar, kuşatma altındaki Halep’in doğu mahallerinde bulunan sivil ve silahlı grupların tahliyesi ve ateşkes konusunda Esed rejimi ile anlaşmaya varıldığını ve ateşkesin Çarşamba sabahı yürürlüğe gireceğini doğruladılar.

Fransız haber ajansına konuşan Nureddin Zengi grubundan bir yetkili, Rusya ve Türkiye gözetiminde bir anlaşmaya varıldığını söyledi ve önümüzdeki bir kaç saat içinde anlaşmanın uygulanmasına başlanacağını kaydetti. Bugün bir açıklama yapan Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Muhalifler ve sivillerin bölgeden çıkması için koridor açmak ve ateşkese varmak konusunda Rusya ile teması yoğunlaştıracaklarını söyledi...”[13.12.2016 Ehbarul An] Anlaşmanın, yangından mal kaçırır gibi sabah saat 05.00 ile 07.00 arasında yürürlüğe gireceğini açıklamak, çok travmatik bir sahnedir. Amaç, hezimet duygusunun hâkim olması ve başka bir seçeneğin düşünülmesinin önüne geçmektir... Hem de tüm bunlara Türkiye, sivilleri kurtarma kılıfını giydirdi!

Altıncısı: Türkiye yanlısı silahlı gruplar, ihanetvari ve bir Müslümanın asla kabul edemeyeceği bir sahne ile Halep’ten çekilmeye başladılar. Rusya bu çekilmeden memnundu. “16 Aralık Cuma günü Rus Genelkurmay Başkanı, Doğu Halep’te ılımlı muhalifleri teröristlerden ayırma işleminin tamamlandığını bildirdi.”Önceki hafta Cuma günü de Suriye’de Barış İçin Koordinasyon Merkezi (Hmeymim Merkezi) “Muhalif savaşçıların ve ailelerinin Doğu Halep’ten çıkarılma işleminin tamamlandığını açıklamıştı. Rus Savunma Bakanlığı, Suriye ordusunun Doğu Halep’teki radikallerin mevzilerini yok ettiğini söyledi...”[16.12.2016 Russia Today] Görüldüğü gibi Türkiye’nin, Suriye devrimine karşı kurduğu entrikanın boyutu apaçık ortadadır. Zira Türkiye yanlısı gruplar, geri çekilip, sayıları az samimi savaşçılarla Halep halkını arkalarında bıraktılar. Ki onlar, Rusya, İran ve rejimle baş başa kalsınlar. Bunlar da “terörist” oldukları gerekçesiyle onların kökünü kazısın. Tıpkı Türk Dışişleri Bakanı ve Rus Hmeymim Merkezinin yukarıda geçen açıklamalarında belirtildiği gibi... Rusya’nın, esir almak ya da o bölgede savaşçılarla birlikte kalan sivillerin sayısının önemi olmaksızın savaşçıların köklerini kazımak için onların bir yere yığılması gerektiği ile ilgili açıklamaları karşısında Türkiye, durmasına rağmen tahliye işleminin devam edeceğini açıkladı.

Çünkü Türkiye, alelacele Halep’ten ayrılan yandaş gruplar karşısında çok zor duruma düşmüştü. Bu gruplar, herkesin tahliye işlemi karşılığında geri çekilmeyi kabul etmişlerdi. Şimdi de bu gruplar, Amerika ve Rusya’nın planlarını uygulamak için Erdoğanlı Türkiye’nin tuzağına düştüklerini gördüler. Tabi planı da ılımlı muhalifleri “teröristlerden” ayırmak olarak adlandırıyorlar... Böylelikle Halep’te yeni bir vaka ortaya çıkmış oldu. Bu yeni vakada samimi devrimciler kolayca hedef alınabilecek. Amerika, Rusya ve Erdoğan, Amerikan planının işleyişinden memnun. Bundan sonra göstermelik görüşmelerin uzak bir yerde, Kazakistan’ın başkenti Astana’da yapılacağı açıklandı!

Yedincisi: Amerika, Obama yönetiminin Beyaz Saray’daki zamanının sınırlı olması ve samimiyetini kanıtlamış Türkiye gibi bir oyuncunun varlığından memnun olması nedeniyle perde arkasına saklansa da sahneden uzak değildir. Zevkten dört köşe olduğunu göstermek için zaman zaman sahneye başını uzatabiliyor:

- Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Barack Obama ile telefon görüşmesinde, Suriye ve Irak’taki son gelişmeler hakkında görüş teatisinde bulunduğunu söyledi. Erdoğan, Halep’ten sivillerin tahliyesini izlemeye devam edeceklerini belirtti. [03.08.2016 Reuters]

- Başkan Obama da Türkiye’nin Halep’te ateşkese ulaşılması ve uluslararası insani örgütlerin gözetiminde isteyen savaşçı ve sivillerin şehri güvenli bir şekilde boşaltmasındaki çabaları için Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür etmiştir. [16.12.2016 ABD Dışişleri Bakanlığı web sitesi Twitter]

- 15 Aralık 2016’da Halep’teki tahliye işlemi ile ilgili olarak ABD Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Amerika’nın sonuca ilişkin memnuniyet düzeyini göstermektedir. Kanla uygulanan “Ateşkese ara“ sürecinde ya da geçmiş yıllarda ateşkes öncesinde bu sonuca ulaşmak Amerika’nın büyük hayaliydi. Bölgede mezhepsel bir hırsın doludizgin ilerlemesine tanık olduklarını söyleyen Kerry “ABD olarak Halep’te hemen, teyit edilebilir ve kalıcı bir şekilde çatışmaların sona ermesini istediklerini söyledi. Müzakereler, savaşı sona erdirmenin tek yoludur. Muhalifler, müzakerelere dönme arzularını ifade ettiler...” dedi.”[16.12.2016 ABD Dışişleri Bakanlığı web sitesi Twitter]

- Alqabas sitesinin, Dışişleri Bakanları düzeyinde geçen Cumartesi günü Paris’te gerçekleşen toplantının bir bölümüne katılan üst düzey yetkililerden bildirdiğine göre “Toplantı sırasında Amerikan Dışişleri Bakanı John Kerry, “Siyasi ve silahlı muhaliflerden Rusya, İran ve Beşşar Esed rejimine tam teslim olmalarını istedi.”Alqabas sitesine özel açıklamalarda bulunan kaynak şunları söyledi: Kerry, toplantıda savaşçıların Halep’ten ayrılmalarını, Suriyeli muhaliflerin hiçbir şart ya da koşul ileri sürmeden Cenevre’de müzakere masasına oturmalarını istedi... Aynı kaynak, “Katılımcıların, Esed ve müttefiklerine baskı kurmak için eldeki var olan olası seçenekler hakkında sorduklarında, Kerry’nin, Başkan Obama sadece IŞİD ile mücadeleye karar vermiştir yanıtıyla şoke olduklarını kaydetti...”[13.12.2016 Alqabas sitesi]

Sekizincisi: İşte bunlar, kanlı sahne, kanlı sahnenin piyonları ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptıklarıdır. Amerika’nın rızasını elde etmek için Erdoğan nazarında Suriyeli Müslümanların kanının, Halep’te akıtılan kan gölünün, işlenen katliamların ve ölümlerin hiçbir değeri yoktur... Halep’in bedenine enjekte edilen tüm bu toksinlerin nedeni, grup liderlerinin Türkiye, Suudi Arabistan ve diğer ülkelerden aldıkları kirli paralardır. Bu paralar, onların belini büktü, kararlılıklarını kırdı. Hâlbuki daha önce halkı ve kanlarını asla satmayacaklarını iddia ediyorlardı. İşte onlar bugün, ilk bölümü tamamlanan satış sözleşmesi sonrası Türkiye ve Suudi Arabistan’ın köle pazarında sefih sefih dolaşmaktadır. Bu anlaşmanın yıkıcı sonuçları ortada. Öğüt alan yok mu? Politik paraların bizzat intihar olduğunu gören kimse yok mu?

Amerika’nın “ateşkese ara” tuzağı sona erdikten sonra Halep’te yaşanan görüntülere gelince, utanç ve zillet vericidir. Önceki sahnelerden pek geri kalır değil. Azcık utanması kalan da, Kazakistan’ın başkenti Astana’da onu bir kenara atması istenecek. Rusya’nın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Churkin, “Halep kurtarıldıktan sonra Suriye’de öncelikli görevimiz, çatışmaları tamamen durdurmak ve Suriyeli taraflar arasında müzakereleri yeniden başlatmaktır” dedi.” [16.12.2016 Russia Today] 15 Aralık 2016 tarihli Russia Today kanalına konuşan Putin, Erdoğan ile çatışan taraflara barış görüşmelerinin yeni bir zeminde devam etmesini önerme hususunda anlaştık.

Biz kendi tarafımızdan Suriye yönetimine, Türkiye Cumhurbaşkanı ise silahlı muhalefet temsilcilerine öneride bulunacak” diye konuştu.” 16 Aralık 2016 tarihli Türk Press sitesinin bildirdiğine göre ise “Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Suriye’de ateşkes konusunu ele almak üzere Kazakistan’ın başkenti Astana’da görüşeceklerini söyledi. Japonya ziyareti öncesinde düzenlediği basın toplantısında konuşan Putin, İsviçre’nin Cenevre kentinde Birleşmiş Milletler aracılığında yapılan müzakere anlaşmalarının uygulanacağını belirtti.

Rusya Devlet Başkanı, bir sonraki adımın, Suriye genelinde tam bir ateşkes anlaşmasına ulaşmak olduğuna dikkat çekti. Putin, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yeni müzakerelere başlamak için Suriye’de çatışan taraflara bir öneri sunmak üzere anlaştıklarını bildirdi. Rusya Devlet Başkanı, Halep’te tam bir ateşkes anlaşmasına ulaşmak ve kuşatma altındaki sivillerin tahliyesini kolaylaştırmak için Türk mevkidaşı ile yoğun çaba harcadıklarını kaydetti.”

Bu teslimiyet ve bazı tadilatlardan sonra Esed rejimini meşrulaştırma yolunda Erdoğanlı Türkiye, Amerikan planının kendisi ile ilgili bölümü kapsamında silahlı muhalif gruplara öncülük etmektedir. Eğer grup liderlerinin kalplerinde, samimiyet tomurcukları tamamen tükenmişse, o zaman az bir paha karşılığında hem Suriye hem de kendilerini darağacına koymak için Kazakistan’ın başkenti Astana’ya gideceklerdir. Yok, eğer azcık samimiyetleri kalmışsa, hemen Erdoğan’ın gemisinden atlayıp, halk onları o gemiden atmadan önce -ki başlamıştır bile- halkla kenetlenmelidirler. Bu gruplar içindeki samimi insanlara gelince, ya liderlerinin eksenlerini düzeltirler ya da onları değiştirirler. Değilse, birkaç milyon dolar karşılığında ümmeti düşman Rusya ve Amerika’ya satan grup liderleri ile nasıl devrim yapılabilir? Allah’tan, Rasûl’ünden ve müminlerden utanmayan devrim yapamaz!

Suriye halkına gelince, Allah Subhânehu ve Teâlâ, Müslümanların en hayırlı ülkesinde, dininin payitahtında pis olanı temiz olandan ayırmak için onları sınamalara tabi tutmaktadır.

لِيَمِيزَ اللَّهُ الْخَبِيثَ مِنَ الطَّيِّبِ وَيَجْعَلَ الْخَبِيثَ بَعْضَهُ عَلَى بَعْضٍ فَيَرْكُمَهُ جَمِيعًا فَيَجْعَلَهُ فِي جَهَنَّمَ أُولَئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ(Bu toplama) Allah’ın murdarı temizden ayıklaması (mümini kâfirden ayırması) ve bütün murdarların bir kısmını diğer bir kısmının üstüne koyup hepsini yığarak cehenneme atması içindir. İşte onlar ziyana uğrayanların kendileridir.” Enfal Suresî 37

Dokuzuncusu: Son olarak da Erdoğan ve Halep’e entrika kuranlara, Halep’in teslimiyetine katkıda bulunanlara, Allah ve Rasûlü’nün düşmanlarını razı etmek için savaşçılara ihanet edenlere Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in şu hadisini hatırlatıyoruz: İbn Hibban Sahihinde Müminlerin Annesi Âişe RadiyAllahu Anha’dan rivayet ettiğine göre Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’ şöyle buyurmuştur:

مَنْ أَرْضَى اللَّهَ بِسَخَطِ النَّاسِ كَفَاهُ اللَّهُ، وَمَنْ أَسْخَطَ اللَّهَ بِرِضَا النَّاسِ وَكَلَهُ اللَّهُ إِلَى النَّاسِ

Kim Allah’ın rızasını, halkın öfkesini kazanmak pahasına elde ederse, Allah, ona kifayet eder; kim halkın rızasını, Allah’ın gazabını kazanarak elde ederse, Allah, onu insanlara terk eder.”

Erdoğan, insanların nasıl kendisi hakkında öfkeyle bahsettiğini görüyor ve işitiyor. Hatta dostu Putin bile bunu gizlemeyerek bir basın toplantısında herkes önünde itiraf etmiştir! Başlangıçta belirttiklerimizi tekrarlamakta bir sakınca görmüyoruz: “Siyasi bir bomba patlatan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, silahlı grupların Doğu Halep’ten tahliye işleminin Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz Ağustos ayında St. Petersburg ziyareti esnasında varılan anlaşma uyarınca olduğunu söyledi...

Bugün Cuma günü Tokyo’da Japon Başbakanı Şinzo Abe ile görüşmesi sonrası düzenlenen ortak basın toplantısında, “Biz her şeyden önce sivillerin hayatını korumak için silahlarını bırakmaya hazır olan bu grupların tahliyesine Türkiye’nin yardımcı olması hususunda anlaştık.” diyen Rusya Devlet Başkanı Putin, “(Suriye’de) ne olduğuna bakılırsa, özellikle Türkiye Cumhurbaşkanı ile St. Petersburg ziyareti esnasında anlaşmaya vardığımız şeyler gerçekleşmektedir.” diye de ekledi...” [16.12.2016 Elaph ve Sputnik News] Ayrıca İslam ümmetine karşı suç işleyen ya da İslam topraklarının ziyan olmasına katkıda bulunan herkes için Allah Subhânehu ve Teâlâ elim bir azap hazırlamıştır.

سَيُصِيبُ الَّذِينَ أَجْرَمُوا صَغَارٌ عِنْدَ اللَّهِ وَعَذَابٌ شَدِيدٌ بِمَا كَانُوا يَمْكُرُونَ

Suç işleyenlere, yapmakta oldukları hilelere karşılık Allah tarafından aşağılık ve çetin bir azap erişecektir.” (Enam Sûresi 124)

Bu kötü adamlara, daha önce söylediklerimizi yineleyeceğiz: Bütün bunlara rağmen Halep, yerle bir olsa da yeniden dirilecektir. Genel olarak Şam toprakları, özel olarak da Halebüşşehba, Amerika, Rusya, yandaşlar ve kuklaların kalbine saplanan zehirli bir hançer olarak kalmaya devam edecektir. Uykularını kaçıracak ve suçlarıyla onları öldürecektir. Sözde zaferi bile kutlayamayacaklardır. Yıkımdan sonra bir ülkeye girebilmek, sadece hayali bir zaferdir... Şehit olduktan sonra ancak bir ölüm savaşçısına yaklaşabilmek, zafer yenilgisidir... Yüzlerce ya da bir kaç bin muhalif karşısında yıkıcı füzeler, varil bombaları ve itilaf ordularını yığdıkları halde ancak bombardıman uçakları ve savaş gemileri ile üstün gelebildiler. Bu, erkek erkeğe yüzleşmekten ürken korkakların zaferidir. Böyle bir zafer, yok olmaya mahkûmdur...

Şüphesiz Amerika, Rusya, müttefikler, kuklalar, yandaşlar, daha önce Tatar ve Haçlı kardeşlerinin Irak ve Biladu’ş Şam topraklarında işlediği barbarca katliamları yeniden diriltmek istiyorlar. Fakat bunlar, kardeşlerinin akıbetinden ders almış değiller. Müslümanlar, onların kökünü ülkeden kazıyarak yeniden şaha kalkmışlardır. İslam ve Müslümanlar, tekrar izzete kavuşmuş, güçlü bir Hilafete sahip olmuşlardır. Hirakl’ın kentini fethedip onu İslam’ın şehri “#İstanbul” yaptılar. Moskova’ya kadar yaklaştılar, Viyana kapılarına kadar dayandılar. O günler tekrar gelecektir. Kuşkusuz yarın çok yakındır.

وَسَيَعْلَمُ الَّذِينَ ظَلَمُوا أَيَّ مُنْقَلَبٍ يَنْقَلِبُونَ

Zulmedenler, hangi dönüşle döndürüleceklerini yakında bileceklerdir.” (Şuara Sûresi 227)


Yorumlar

SON HABERLER