17 Aralik 2017 - 28 Rebiü'l-Evvel 1439
Çin Zulmüne Karşı Sesinizi Yükseltin
2017-04-07 19:37:37 | Uygur Haber | Çin Zulmüne Karşı Sesinizi Yükseltin
Çin, sözde Özerk Bölge Halk Kurultayı’nın 29 Mart’ta kabul ettiği ‘Aşırı Dinciler ve Terörle Savaş’ yasasını uygulamakla İslam’a karşı topyekûn bir savaş açmışken, Türkiye’de Müslümanlar buna sessiz kalmamalıdır.

Köklü Değişim Medya

Çin,   Sözde Özerk Bölge Halk Kurultayı’nın 29 Mart’ta kabul ettiği  “Aşırı Dinciler ve Terörle Savaş” yasasını 01 Nisan 2017 itibaren tüm şiddeti ile icra etmeye koyulduğu bildiriliyor. İşgalci Çin yasanın yürürlüğe konduğu ilk gün yanı 01 Nisan 2017 günü, ÇKP’ye bağlı Siyasi Danışma Konseyi Başkan Yardımcısı, Çin İslam Cemiyeti eski başkan Yardımcısı olan Uygur Türkleri tarafından  “Saray Mollası” olarak anılan Abdullatif Abdurrahim Damolla 3 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

71 yaşındaki Abdullatif Abdurrahim  Damolla aynı zamanda Hoten şehir Merkez Camisi olan Narbağ Camisinin de imamı’dır. Adı geçen yasa sözde Parlamento’da görüşülürken,  Abdullatif Abdurrahim Damolla, yönetmeliğin 9. Madde 9. Fıkrasındaki “Dini nikâh kıydırmak ve nikâhtan dini hukuk yolu ile boşanmak terör suçudur.” maddesini yumuşak bir dille eleştirerek “dini nikâh İslam’ın temel kuralıdır. Bu madde devlet ile Müslüman vatandaşların arasını açacaktır. Devletin güvenlik ve ebedi istikrarını olumsuz etkileyecektir.” sözleri ile tepki gösterdiği için kendisi,  jet hızı ile tutuklanmış ve ÇKP’nin emrindeki Çin Mahkemesince “Aşırı Dinci ve Terör Suçu”  işlediği iddiası ile 3 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır.

Eğitim, ticaret, ziyaret ve diğer sebeplerle yurtdışında yaşayan, bulunduğu ülkeden yasal oturma izni alan Uygur Türkleri, ikamet belgelerine güvenerek ailesini görmek için memlekete gidenler Çin’e giriş yaptıkları Havalimanlarında hemen gözaltına alınarak sorgulanmakta ve pasaportlarına el konularak büyük bölümü hapsedilmektedir. 

01- 05 Nisan tarihleri arasında Türkiye ve diğer ülkelerden dönen Uygur Türklerinden yaklaşık 30 kişi Urumçi Havalimanı ve diğer sınır kapılarında tutuklanmışlardır. Tutuklananların arasında Türk vatandaşı olan Uygurlar da bulunmaktadır. Tutuklananların tamamı yeni uygulamaya konan “Aşırı Dinciler ve Terörle Savaş” yasası sebep gösterilerek hapsedilmişlerdir.

Sosyal medyada da eş zamanlı iz süren Çin polisi, Çin mobil uygulaması QQ, wechat,  微信 gibi uygulamalarda yazdıkları mesajlarda “İslam, Allah, Rabbim, İman, Kur’an, Namaz, Sünnet, Sabır, Niyaz” ve benzeri dini içerikli kelimeleri suç unsuru kabul etmektedirler.  Türkiye ve daha geçenlerde stratejik ortak olarak ilan ettiği Suudi Arabistan bayrağını ve bu ülkelere ait simgeleri ses ve görüntüleri suç delili olarak tanımlamakta ve gece baskınları ile Müslüman Uygur gençlerini evlerinden alıp götürmektedirler.

Çin yönetimi işgali altındaki Doğu Türkistan’ın genelinde 01 Nisan 2017 tarihinde bir genelge yayınlamış   “Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve diğer Müslüman ülkelerde dini eğitim almakta olan öğrencilerin ailelerine 20.05.2017 tarihine kadar ülkelerine dönmelerini temin etmeleri için taahhütname imzalatmıştır.”  Çin bazı noktalı aileler diye tabir ettiği çok tehlikeli ve potansiyel suçlu olarak gördüğü yurtdışında öğrenim görenlerin anne, baba ve aile üyelerini tutuklamakta ve onları şantaj olarak kullanmaktadır.

Ayrıca, Çinli polis ve istihbarat elemanları yurtdışında eğitim görmekte olan öğrencileri direkt olarak kendileri arayıp “Aileni bu zor ve kötü duruma düşüren sensin. Senin dininde cennet annelerin ayakları altında değil mi?  Annenin serbest kalmasını istiyorsan,  derhal geri dönerek bize teslim olmalısın” tarzında onlara şantaj yapmakta, tehditler savurmaktadırlar.

İstanbul’da yaşayan Müslüman Uygurlu aileler, çok sıkıntılı ve perişan durumda olup, büyük bir panik ve korku yaşamaktadırlar. Çin polisi, Türkiye’de akrabaları olan aileleri Polis Merkezlerine celbederek “Türkiye’deki akrabalarınızın ve aile üyelerinin isimlerini, ev ve iş adresleri, telefon numaraları, onların ekonomik durumları hakkındaki bilgileri bir hafta içinde bize teslim etmeniz ve yazdıklarınızın doğruluğunu imza ile onaylamalısınız.”  şeklinde sıkıştırmaktadır.

  Çin, Müslüman Uygurluların anavatanı olan Doğu Türkistan’ı kızıl cehenneme çevirmişken, eğitim, ticaret, ziyaret gibi amaçlarla bulundukları ve huzur içinde yaşadıkları Türkiye’de ki Uygurlu Müslümanlara da adeta bir cehennem hayatı yaşatmaktadırlar.

Aşırı Dincilik ve Terörle Savaş” yasasının uygulanmasına yönelik yeni bir ”Aşırılık ve Terörle Mücadele ihbar Merkezi” kurup, faaliyete geçirmişlerdir. Bütün Çin vatandaşlarının bu yeni yasaya aykırı düşünce taşıyan ve bu yasa hükümlerine aykırı hareket edenlerin, yanı Namaz kılan, Kur’an-ı Kerim bulunduran, okuyan, öğrenen, İslami nikâh kıydıranların,  İslam dini içerikli her türlü eylem ve hareketlerin görüldüğü anda derhal bu ücretsiz hatlar kullanılarak herkesin ihbarda bulunması istenmektedir.

İhbar edenlere verilecek maddi ödüller, çeşitleri ve miktarlarına ait duyuru ve reklamlar Çin resmi medyası ve sosyal medya da sürekli ilan edilmektedir.

Çinin sosyal medyadaki dini aşırılığı ihbar etme Portalı’nın telefon numarası ve sitenin adı Uygurca şöyle yazılmıştır: “Xinjiang İnternet Sitesi, yasadışı, kötü ve olumsuz haber ve bilgileri Bildirme İhbar Merkezi

Çin’in İnsanlık Dışı Bu Uygulamalarına “Türkiye’nin Sessiz ve Tepkisiz Kalması” Uygur Müslümanlarını Üzmektedir

Çin’in Doğu Türkistan’da uyguladığı Kuran ve Sünneti tamamen inkâr edici yasa ve onun getireceği akıbetlere karşı, Türkiye’de bizim çok güvendiğimiz Müslüman, Muhafazakâr yöneticilerin ve yazarların anlaşılmaz ve hayret uyandıran suskunluğu bu insanlık dışı İslam karşıtı uygulamalara karşı biganeliği sürüyor.

Diyanet İşleri Başkanlığı da bir açıklama yaparak, kutsal İslam dinine yapılan bu hakaret ve aşağılamaları kınamalı ve tepki göstermelidir. Çin’in İslami değerleri “Terör Suçu” olarak görmesinin kabul edilemez bir durum olduğunu özellikle belirtmeli ve bu çok tepki çeken yasaların geri çekilmesi ve uygulamaların derhal durdurulması yolunda talepte bulunmalıdır.

Çin, sadece Uygurlu Müslümanlara değil, İslam’a ve bütün Müslümanlara karşı büyük bir saldırı başlatmıştır.  Türkiye’de ulusal medya, Çin’in yürürlüğe koyduğu bu İslam karşıtı ve tüm Müslümanları aşağılayan yasalarını haber olarak bile vermemiştir. Türkiye’de binlerce köşe yazarlarımız her gün her konuda fikir ve düşüncelerini yazarak dile getirmektedir. Ancak Doğu Türkistan meselesinde duyarsız kalınmaktadır.

Çin’in insanlık tarihinde görülmemiş bu vahşet derecesinde İslam karşıtı ve ‘Hitler Almanyası’nın Nazı uygulamalarından beter icraatları karşısında büyük şok yaşayan ve ne yapacaklarını şaşırmış bir şekilde, gecelerini Allah Teala’ya yalvararak göz yaşları içinde dua eden ve uykusuz sabahlayan “Diasporadaki Uygurlar” için bu yazı büyük bir teselli ve moral kaynağı olmuştur.

ABD’de bir sokak köpeği yaralansa, Türkiye’de tüm televizyon ve gazeteler haber yapıyor, gündeme getiriyor. Bunu yapan Türk medyası. Çin’in İslam dinine, Kur’an’a, İslam kültürüne açtığı topyekûn savaşa karşı, bu savaşın ilk hedefi olan Doğu Türkistan Müslümanlarını bekleyen tehlikeye karşı Türkiye’de başta “yöneticiler” olmak üzere medya, köşe yazarları, araştırmacılar, akademisyenler ve öğretim görevlilerinin ses çıkarmaması çok ama çok üzücüdür.

Pekin komünist yönetiminin Uygur toplumunu toptan imha etme girişimini birçok duyarsız Müslüman, bu Çinliler ile Doğu Türkistanlılar arasındaki problemdir diye düşünebilir. Ancak bu defa Çin’in yaptığı Kur’an’a, Peygamberin Sünnetine, İslam kültür ve medeniyetine karşı dahası İslam’a açılmış olan topyekün savaşı, yasal duruma getirmesidir.

Çin’in “Dini Aşırılıkla Savaş” yasasının bir maddesinde, çocuklarına dini çağrıştıran isim konması “terör suçu” olduğu net yazılmaktadır. Durum şunu gösteriyor ki; bundan sonra Kur’an da zikredilen her hangi bir isim Uygur çocuklara isim olarak koyulması suç haline gelmiştir.   Mesele sadece Müslüman Uygurların elindeki Kur’an-ı çekip almakla bitmiyor. İslam, bütün Müslümanlarının ortak değeridir. Doğu Türkistanlılara yapılan haksızlıkları önlemek için değil, İslam’a yapılan saldırı karşısında Müslüman dünyasının, en azından Türkiye Müslümanlarının ses çıkarmaması çok üzücüdür.


Yorumlar

SON HABERLER