27 Haziran 2017 - 3 Sevval 1438
ABD’nin Rusya ve Çin Politikası (Soru-Cevap)
2017-01-10 15:54:29 | hizb-ut-tahrir.info | ABD’nin Rusya ve Çin Politikası (Soru-Cevap)
Hizb-ut Tahrir resmi web sayfası ‘ABD’nin Rusya ve Çin Politikası’ başlıklı yeni bir analiz yayımladı.

Köklü Değişim Medya

Hizb-ut Tahrir resmi web sayfası ‘ABD’nin Rusya ve Çin Politikası’ başlıklı yeni bir analiz yayımladı. Köklü Değişim olarak “dünya siyasetine dair” kaleme alınmış olan analizi ilginize sunuyoruz. İşte o Analiz;

 ABD’nin Rusya ve Çin Politikası

Soru:

29 Aralık 2016 günü ABD Başkanı Obama, Beyaz Saray’dan ayrılmasına üç hafta kala Rusya’ya karşı bir dizi ağır yaptırım kararı aldığını açıkladı. Açıklanan tedbirler arasında 35 Rus diplomatınistenmeyen adam” ilan edilmesi ve New York ve Maryland’de istihbarat faaliyetlerinde kullanıldığı gerekçesiyle iki Rus yerleşkesinin kapatılması yer alıyor. ABD, Rusya’yı Amerikan seçimlerinde bilgisayar korsanlığı yapmakla suçladı. Yaptırım kararı, bu suçlamaların ardından geldi... Gerçekten bu suçlama, tüm bu yaptırımları gerektirir mi? Yoksa bu yaptırımların nedeni, Rusya’nın Suriye’de değişen rolü mü? Yahut daha başka nedenler var mı? Özellikle Trump, Rusya ile ilişkileri geliştirme yönünde açıklamalar yaparken, Obama kışkırtıcı açıklamalar yapmaktadır! Allah mükâfatınızı artırsın.

Cevap:

Cevabın açıklığa kavuşması için ilk önce yaşanan hadiselere bir göz atacağız, sonra da soruda yer alan soruları gözden geçireceğiz:

Birincisi: Yaşananlara bakarsan, doğru, giderayak ABD yönetimi, Amerikan-Rus ilişkilerinde gerginlik çıkarmaktadır. Bu mesajı okuduğu için Rusya, hemen Kremlin Sözcüsü Peskov üzerinden “ABD yaptırımlarını düşmanca, aynı zamanda, ikili ilişkiler üzerinde yıkıcı etkiye sahip çizginin devamı”olarak niteledi. “İki ülke ilişkilerini tahrip edecek böyle bir kararın yakında görevinden ayrılacak Beyaz Saray yönetimi tarafından alınmasının şaşkınlık yarattığını belirten Peskov, mütekabiliyet prensibine göre karşılık verileceğini kaydetti...”[29.12.2016 Russia Today TV ve France 24 Kanalı] Amerika’nın attığı şu adımlar bu ilişkileri iyice komplike hale getirmiştir:

1- 15 Aralık 2016 günü ABD Başkanı Barack Obama, Rusya’nın “ABD seçimlerine siber saldırı yoluyla müdahale ettiği” yönündeki iddialara misilleme sözü verdi. Obama, NPR Radyosuna verdiği mülakatta, ”Yabancı bir hükümet, seçimlerimizin bütünlüğünü bozmaya yönelik bir girişimde bulunduğunda bizim de harekete geçmemiz gerektiğinden şüphe yok ve bunu kendi seçtiğimiz bir zaman ve yerde yapacağız.”diye konuştu. Obama “Bunların bazıları kamuyla paylaşılabilir. Bazıları paylaşılmayabilir” ifadelerini kullandı...” [16.12. 2016 France 24] İşte Amerikan yönetiminin bu misillemesi, Obama’nın Rusya’ya yönelik açıkladığı yaptırımlar olarak kendini gösterdi.

2- Rusya’ya saldıran ABD başkanı Obama, Rusya ile alay edercesine zayıf bir ülke olarak tanımladı. Washington’da düzenlediği basın toplantısında konuşan Obama, Rusya için, “Onlar daha küçük, daha zayıf. Onların ekonomileri, petrol, doğalgaz ve silah dışında satın alınabilecek bir şey üretmiyor...”ifadelerini kullandı. [17.12.2016 Russia Today]

3- Reuters haber ajansına göre ABD Hazine Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, “Rusya’ya yönelik mevcut yaptırımların etkinliğini korumak amacıyla 7 kişi ve 8 şirket yeni yaptırım listesine eklendi. Karar, Rusya’nın Kırım’daki yasa dışı işgaline ve Ukrayna’da devam eden saldırganlıklarına cevap niteliği taşıyor... Yaptırımlar, aralarında Rus yetkililerine çok yakın kabul edilen Bank Rossiya’nın bazı kadroları dâhil yedi kişiyi hedef alıyor. Yaptırım listesine eklenenler arasında Moskova’nın ilhak ettiği Kırım yarımadasında faaliyet gösteren dört nakliye ve inşaat şirketi de var... ABD yönetimi, “Bu adımların, Rusya’ya, Kırım’ı işgalini ve ilhak etme girişimini sonlandırması gerektiğini vurgulamaktadır” ifadesini kullandı...” [20.12.2016 dotmsr]

4- ABD, Yıldız Savaşları programına u dönüşünden dem vuruyor. Bu, devam eden Rusya’nın nükleer silah geliştirmesine misilleme niteliğindedir. Bu kapsamda ABD, uzayın askeri amaçlarla kullanımına izin veren Amerikan yasalarında bazı değişiklikler yaptı. “ABD Kongresi’nin, onama aşamasında yasa tasarısında iki önemli değişiklik yaptığını belirtmek gerekir. Birinci değişiklik, Washington’un Füze Kalkanı konuşlandırmasına sınırlama getiren yasanın iptalini içeriyor. İkinci değişiklik gelecekte bu füze sisteminin uzayda konuşlandırılmasının zeminini hazırlamak için yeni füze sistemi tasarım çalışmasına başlanılmasını gerektiriyor. Los Angeles Times gazetesine konuşan Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi ve bu değişikliklerin öncüsü Trent Franks, değişikliklerde “Yıldız Savaşları” olarak bilinen Başkan Donald Reagan’ın 1983 yılında başlattığı Stratejik Savunma Girişimi programından esinlendiğini söyledi...” [24.12 2016 Dar’ul Ahbar] Amaç, Rusya ile ortamı iyice germektir.

5- “02 Aralık 2016 Cuma günü ABD Temsilciler Meclisi, Savunma Bakanlığı için önümüzdeki sene Rusya’yı durdurmak amacıyla 3,4 milyar dolar değerinde bütçe hazırlanmasını öngören yasa tasarısını onayladı. Rusya’yı durdurmak için bütçe hazırlanmasını öngören bu belgenin onaylanması yönünde 375 kişi oy kullanırken, 34 kişi “Hayır” oyu kullandı. Savunma bütçesini Kongre’ye sunarken Savunma Bakanı Ashton Carter, ABD’nin Rusya’nın agresif tavırlarına karşı Avrupa’da NATO müttefiklerini desteklemek için pozisyonlarını güçlendirdiğinin altını çizdi...” [03.12.2016 Sputnik]

6- Dahası Amerika, Suriye krizinin çözümünde Rusya için tenzili rütbe yaptı. Bu yüzden Moskova’nın çoğu zaman övündüğü ve Rusya’nın yeniden süper güce dönüşünün bir işareti olarak görülen Kerry-Lavrov ikili görüşmelerinin yerini Rus-Türk ikili görüşmeleri aldı. Amerika, Suriye projelerinin uygulanmasının garantörü olarak sürekli Rus ve Türk taraflarının çabalarını desteklese de ve taraflarla daima temas halinde olsa da ancak Rusya-Amerika formülü yerine Rusya-Türkiye formülü, Rusya için uluslararası bir tenzili rütbedir. Rusya’yı Türkiye gibi bir devlet düzeyine indirgemektir. Dolayısıyla bu da Amerika’nın Rusya’ya yönelik baskısı olarak kabul edilebilir.

7- Gerçekten de Rusya, yaşanan bu büyük krizden korkmuştur. Obama’nın Rusya’ya yönelik yaptırımlarına misilleme konusunda Rusya Devlet Başkanı şunları söyledi: “Karşılık verme hakkını saklı tutuyoruz. Ancak sorumsuz, “mutfak diplomasisi” seviyesine inmeyeceğiz... Amerikalı diplomatlar için problem oluşturmayacağız. Kimseyi göndermeyeceğiz. Yılbaşı tatilinde ABD’li diplomatların ailelerine ve çocuklarına alıştıkları mekânları kullanma yasağı getirmeyeceğiz. Ayrıca Rusya’da akredite olan tüm ABD’li diplomatların çocuklarını Kremlin’deki yılbaşı ve Noel ağacını ziyaret etmeye davet ediyoruz...”[30.12.2016 Russia Today] Moskova’nın alışılageldik mütekabiliyet prensibinden döneklik yapması, iki anlamda okunabilir:

Birincisi: Washington ile yaşanan bu krizin amaç ve sonuçlarından aşırı korkmak...

İkincisi: Moskova’yı tatmin edecek şekilde iki ülke ilişkilerini yeniden yapılandırmak üzere yeni Trump yönetiminin Beyaz Saray’a gelişini beklemek. Rusya, siyasi deneyim yetersizliğine sahiptir. Bu nedenle Rusya, yeni başkan Trump’un Rusya’ya bakışının mevcut başkan Obama’dan farklı olacağını düşünüyor. Ancak şunu unutuyor, ABD müesses nizamı, ülkenin dış politikasının yürütülmesinde hangi partiden olursa olsun başkana önderlik eder. Şayet Obama ile Trump arasında bir farklılık görülürse, bu, belirlenmiş Amerikan siyasetinin hayata geçirilmesinde olacak bir farklılıktır.

İkincisi: Şimdi yukarıda yer alan sorulara bir göz atalım:

1- Misyonunu mükemmel şekilde uygulayan Rusya’nın uluslararası Suriye rolünden kesin emin olan Obama yönetimi, Rusya’ya karşı ağır yaptırımlar uygulamıştır. Rusya’yı Suriye bataklığına çeken ve bir daha çıkamayacak şekilde bataklığa bulaştıran Amerika, bu bataklıktan çıkamayacağına emin olduğu için Rusya’nın rütbesini bir alt lige düşürdü. Bu yüzden asıl olan Amerikan yönetimine artık Suriye’de Türk yönetimi vekâlet etmektedir. Tüm bunlardan dolayı Amerika- Rusya ilişkilerinde yaşanan krizin ve artan baskının Suriye konusu ile hiçbir ilgisi yok. Rusya, hem de sapasağlam şekilde Suriye’de Amerikan çıkarlarına hizmet etmektedir. Bu konuda Amerika’nın en ufak şüphesi yok. Hatta Rusya’nın Suriye politikası, Amerikan piyonlarına olan İran, Şii milisler, Suriye rejimi, Türkiye ve yandaş gruplara mahkûmdur. Rusya, Suriye’de nevi şahsına münhasır bir politika izlemiyor. Suriye’den çekilip Suriye’yi belirsizliğe de bırakamıyor. Bu yüzden Lazkiye ve Tartus askeri üslerini sağlamlaştırıp genişletiyor... Suriye’de kayda değer kara birlikleri olmadığı için çatışmanın hızını da kontrol edemiyor. Dolayısıyla Rusya’nın Suriye rolü, değişken değil sabittir. Hatta Amerikan siyasetine ve Suriye krizinde etkin olan kuklalara göbekten bağlıdır... Bu yüzden yaşanan bu büyük krizin nedeni, Amerika’nın Rusya’ya Suriye’de biçtiği rolden Rusya’nın vazgeçmiş olması değildir. Çünkü Rusya, Amerikan rolünü terk etmiş değil.

2- Başkan Obama’nın açıkladığı yaptırımların, Demokrat Parti ve Başkan adayı Hillary Clinton’un seçimi kaybetmesine neden olan siber saldırıya sert bir misilleme olduğunu söylemek doğru değil. Çünkü bu durumda Obama yönetimi, 19 Aralık 2016’da Seçici Kurul üyeleri Trump’un ABD başkanlığını resmi olarak tescillemeden önce hemen yaptırımlar konusunu devreye koyardı... Eğer mesele, seçilmiş başkanın zaferinden ve anayasal kurumlarca da onaylanmasından sonra gündeme gelseydi, o zaman seçimler ve yeni başkanın güvenilirliği hakkında şüpheler oluşurdu. Hiçbir Amerikan yönetimi bunda bir payı olsun istemez... Hadi diyelim ki konjonktür gereği sonuçlar tescillenmeden önce yaptırım uygulanamadı. Büyük güçlerin siyasi anlayış gereksinimi, başkanın zafer sonucu onaylandıktan sonra sonuçların açıklanmasını gerekli kılıyorsa, o zaman bu anlayış gereği, seçilmiş başkanın zaferi üzerindeki kara bulutları dağıtmak için siber saldırı dışında başka bahaneler ileri sürülecektir. Zira başkanın zaferi resmi olarak tescillendikten sonra Rusya’nın seçimlere müdahil olduğu gerekçesiyle yaptırım kararı alındı. O halde gerçek neden bu değil.

3- Amerika’nın yeni yaptırım kararı almasının nedeni, nükleer silah ve tüm hava savunma sistemlerini delebilecek füzeler geliştirilmesini isteyen Rusya Devlet Başkanı Putin’in açıklamalarına bir misillemedir denilebilir. “Moskova’da Savunma Bakanlığı genişletilmiş yıl sonu değerlendirme toplantısına katılan Putin, burada yaptığı konuşmada, “Stratejik nükleer güçlerin potansiyelini, mevcut ve geliştirilen tüm hava savunma sistemlerini delebilecek füzelerle güçlendirmemiz gerekiyor. Diğer güçlerimizi de Rusya’ya yönelik her tür askeri tehdidi etkisiz hale getirebilecek seviyeye çıkartmalıyız...”ifadesini kullandı. [22.12 2016 Anadolu Ajansı]  Bunun bir etkisi olsa da ancak küçülen Rus ekonomisi Moskova’nın bu yöndeki çabalarını anlamsız kılar. Özellikle de ABD ve Batının, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Rus sanayisinin dinamiklerini yok ettikten sonra. Rusya, her ne kadar askeri sanayisinin büyük bir bölümünü muhafaza etse de ancak sadece ham madde ihraç eden bir devlettir. Yani Rusya’nın, uluslararası açıdan Amerika ile rekabet etme gibi bir çabası yok. Sadece uluslararası politikada rol kapma derdinde. Amerika ise bunu kısmen ve topyekûn reddetmektedir. Hatta Rusya, Suriye’de Amerika’ya hizmet ettiği halde ABD, Rusya’nın süper güç olduğunu kabul etmiyor ve onu diğer uluslararası konulara katmıyor. Sovyetler Birliği ve Sovyet-Amerikan yumuşama dönemi (detant) sayfalarının varisi Rusya ise, Suriye’de ABD ile yaptığı işbirliğinin kapsamlı bir detanta yol açacağını umut ediyor. Bu nedenle Amerika’dan uluslararası arenada daha fazla işbirliği talebinde bulunuyor. Oysa bu, Rusların sahip olduğu siyasi bakışın ne kadar kısır olduğunu gösterir. Çünkü Amerika, Sovyetler Birliği ile olan yumuşama sürecinin sayfalarını, SSCB dünya çapında etkin ve gözle görülür bir varlığa sahip olunca yırtıp atmıştır. Peki, şimdi ABD, Obama’nın küçük bir devlet olarak nitelediği Rusya ile nasıl bunu kabul edebilir? Bu yeni küçük ağırlığıyla Rusya, Amerika için krizi gerektirecek gerçek bir tehdit değildir. Tüm bunlar gösteriyor ki nükleer silah geliştirilmesiyle ilgili Rus açıklamaları, Rusya ile ilişkilerde kriz çıkaracak gerçek bir neden değil.

Üçüncüsü: Buna göre yukarıdaki durumlar, bu büyük krizin gerçek nedenlerini değil. Başka bir şeydir. Aşağıdaki hususlar iyi düşünüldüğünde bu gerçek neden anlaşılabilir:

1- Bir politikacı, bugün Amerika karşısında uluslararası temel sorunun Çin’in yükselişi olduğunu kolayca algılayabilir. İnşa ettiği dev ekonomiyle Çin, bünyesinde dünyada Amerikan ekonomik tekeline gerçek bir tehdit olasılığı barındırıyor. Çin’in hızlı artan askeri harcamalarını da buna ekleyebiliriz. Çin’in savunma harcamaları, Rusya, İngiltere ve Fransa gibi ülkelerin toplam harcamalarının çok üstündedir. Dahası birçok askeri programı gizlidir. Bu yüzden Amerikalı politikacıların, en önemli endişe ve uğraşısı Çin’dir. Son dönemlerde bütün ABD’li yetkililerin yaptığı açıklamalar, bu yöndedir. ABD Savunma Bakanı Ashton Carter, Çin’in askeri olanağını artırdığını söyledi ve Amerika’nın geçiş aşamasında olduğunu ifade etti... “Washington- DPA: California eyaletindeki Ulusal Savunma Forumu’nda konuşan ABD Savunma Bakanı Ashton Carter, “14 yıllık direniş ve terörle mücadelenin ardından geleceğimizi belirleyecek güvenlik sorunlarına gerekli yanıtı vermek için stratejik bir geçiş aşamasının tam ortasındayız.” dedi. Carter, Çin’in Güney Çin Denizi’nde daha fazla arazi ıslahı ve askeri amaçlarla kullanma olasılığı, yanlış hesap riskini ve anlaşmazlığı daha da artıracak diye konuştu...”[08.11.2015 el-Kudüs el-Arabi]  Başkan Obama, bugün Amerika’nın geleceğinin Asya’da yattığını ifade etti. “ABD Başkanı Barack Obama, Amerika Birleşik Devletleri’nin Asya’da daha büyük ve uzun vadeli bir rol oynayabilmesi için dış politikayı yeniden dengelemeye çalıştığını söyledi. Ve bunun modası geçmiş bir politika olmadığını belirtti...” [06.09.2016 Reuters, Vientian] Asya’ya odaklanmak, Çin’le yüz yüze gelmek demektir.

2- Amerika, Sovyetler Birliği döneminde Komünist Parti nedeniyle Sovyetler Birliği-Çin arasında bir yakınlaşmanın olduğunu biliyor. O zaman Sovyetler Birliği’ni yenmek için her şeyini ortaya koyan Amerika, Sovyetler Birliği-Çin yakınlaşmasını kaygıyla karşılamış ve Sovyetler Birliği’ni zayıflatmanın ve yenmenin gerekli bir adımı olarak bu yakınlaşmayı koparmanın yollarını aramaya başlamıştı. O gün Çin ile Sovyetler Birliği arasındaki ilişkiyi sarsmak için Kissinger planı devreye sokulmuş ve bu konuda büyük ölçüde de başarılı olunmuştu... Bugün tarih ters yönde tekerrür ediyor. Bu kez Çin’in gücünden korkan Amerika, Rusya ile Çin arasında bir yakınlaşma olduğunu görüyor ve Çin’i izole edip zayıflatmanın gerekli bir adımı olarak bu yakınlaşmayı aralamak istiyor. Yani daha önce yaptığı gibi, ama aksi bir yolla. 18 Aralık 2016 günü Russia Today, Washington Post gazetesinden aktardığına göre, “John Pomfret tarafından kaleme alınan makalede, eski ABD Başkanı Nixon, Çin ile ilişkilerin geliştirilmesi yönünde bahis oynayarak Sovyetler Birliği-ABD-Çin üçlü mihver oluşumunu önlemeye çalıştı. 04 Şubat 1972 yılında başkan Nixon ve ulusal güvenlik danışmanı Kissinger, Nixon’un yaklaşan Çin gezisini ele almak üzere bir araya geldiler. Görüşme sırasında Kissinger, “Ruslar gibi Çinliler de tehlikeli. Aslında tarihsel süreç açısından Ruslardan daha tehlikeliler.” dedi. Ve “Sonra eğer 20 yıl sonra sizin halefiniz, sizin gibi bilge ise, Çinlilere karşı Ruslara yaklaşım gösterecektir.” Değerlendirmesinde bulundu.”

3- Böylelikle ABD’nin son Rusya yaptırımları hatta bir süredir Rusya’ya yönelik devam eden ABD baskıları anlaşılabilir. Demokratik Parti’nin yanı sıra yeni başkan Trump’un Cumhuriyetçi Kongre üyelerinin neredeyse tamamı baskı taraftarıdır. Bu baskı, Çin’e karşı Rusya’yı ABD ile ittifaka sürüklemek amacıyla yeni ABD politikasıdır. Sanki Amerika, Obama yönetimi, ABD-Rus ilişkilerini mahvetti ve ilişkileri sorumsuz mutfak diplomasisine dönüştürdü. Washington ile ilişkileri onarmak isteyen Rusya için başkan Trump’un gelişi altın bir fırsattır demek istiyor. Nitekim gece gündüz Ruslar bunu dile getiriyor! Yani ABD müesses nizamı, giderayak kasten Obama yönetimini Rusya ile krizi alevlendirmek için kullanıyor. Böylece Rusya’nın, yakında Beyaz Saray’a çıkacak Trump yönetimi ile ortak anlayış dışında başka umut ve cankurtaranı kalmayacak. Trump yönetimi, anlaşmalara inanıyor, yani Rusya ile ilişkileri onarmanın yolu, Çin’e karşın Rusya ile büyük bir anlaşma yapmaktan geçiyor. ABD müesses nizamı, seçilmiş başkan Trump’un Devlet Başkanı Putin’e yönelik saygı ifade eden sözlerini istismar ediyor. Putin ve Trump, Çin’e karşı dostluk ittifakı kurabilirler.

4- Seçilmiş başkan Trump’un, başkanlık öncesinde ABD-Çin ilişkilerini daha da gerici açıklamalar yapması, bu dediğimizi olası kılmaktadır. Trump yaptığı açıklamada seçim vaatlerini yerine getireceğini söyledi. Çin mallarına çok büyük vergiler koyacağını ve ülkeye dönmek için Amerikan şirketlerine teşvikte bulunacağına ifade etti. Bu vaatler, Çin için büyük bir ticari tehdittir. Öte yandan Trump, Tayvan Devlet Başkanı ile doğrudan bir telefon görüşmesi yaptı. Bu adım, Amerika’nın Çin’e karşı kartları yeniden kardığının bir göstergesi ve “Tek Çin” politikasından vazgeçtiğine yönelik bir tehdittir. Bu, Çin için büyük bir politik gözdağıdır. Bu nedenle yeni ABD yönetiminin tüm öncelikleri, Çin’in yükselişini çözüme kavuşturmaktır. 18 Aralık 2016 günü Russia Today, Washington Post gazetesinden aktardığına göre “Seçilmiş ABD Başkanı Donald Trump, ABD’nin Çin karşısındaki politikasını yeniden gözden geçirebileceğinin sinyallerini veriyor. Attığı bir dizi Tweetlerle, telefon görüşmeleriyle, röportaj ve açıklamalarıyla Çin’e karşı yeni ve sert bir politika izleyeceğine işaret ediyor. Seçilmiş ABD başkanı, yıllarca süren tabuları yıkarak Tayvan Devlet Başkanı ile ilk kez bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Daha sonra “Fox News” kanalına bir röportaj veren Trump, Nixon’un tarihi Çin ziyaretinden beri süregelen “tek Çin” politikası hakkındaki kuşkularını dile getirdi ve Çin’i para birimini maniple etmekle suçladı.”

5- Trump’un, Çin’e karşı Rusya ile nasıl bir anlaşma yapacağına gelince, Amerika, zayıf Rus ekonomisi ile Çin karşısına çıkmayı planlamıyor. Çin’e karşı Rus kültürünü kullanmayı da düşünmüyor. Çünkü Rusya, sosyalizmin çöküşünden sonra nevi şahsına münhasır herhangi bir kültürden yoksundur. Rusya’nın askeri kapasitesi, Amerika’nın gözü kulağıdır ve bunu Çin’e karşı verimli bir şekilde kullanabilir. Örneğin Kuzey Kore’nin nükleer silahlarına ya da Çin’in Kuzey Kore veya Orta Asya’ya nükleer enerji yardımı riskini karşı işbirliği teklif edebilir. Ya da Güney Çin Denizi’nde serbestçe dolaşım politikasının belirlenmesinde ortaklık ve Çin’i adalardan çıkarmak için Amerikan çabalarına destek olmak önerisinde bulunabilir... Bütün bu seçeneklerin, Rusya’yı doğrudan Çin’le karşı karşıya getirmesi şöyle dursun, bunlar, Rusya için uluslararası intihar demektir. Ancak Rusya, süper güç havasını korumak kastıyla bu Amerikan politikalarının tuzağına düşebilir! Çin’le mücadelede yanına çekmek için Rusya’nın Amerikan baskılarından kurtulabileceğini düşünmek bir hayli zor. Çünkü Rusya, kronik kısır siyasi bakış açısı hastalığına tutulmuştur. Bu yüzden sonuçları tahmin edemiyor. Nitekim acımasız Suriye müdahalesi nedeniyle Müslümanların verebileceği tepkilere pek aldırış etmiyor gibi gözüküyor. Bunun nedeni, kısır bakış açısı hastalığı. Rusya, Müslümanları krallar ve cumhurbaşkanları gibi şahsiyetlerden ibaret sanıyor. Bu nedenle de onları kendisine tehdit olarak görmüyor. Suriye’de bizzat Amerika niye bu misyonu yüklenmediğini kendisine sormuyor. Çünkü Amerika, krallar ve cumhurbaşkanlarından çok daha ötesinin olduğunu biliyor. Dolayısıyla Obama yaptırımları ve bu kasıtlı krizin amacı, Rusya’yı bir yöne çekerek “dostu” Trump tarafına itmektir! Trump da Rusya’yı Çin’den uzaklaştırmak, hatta Çin’e karşı hasmane faaliyetlerde bulunmak için Rusya ile anlaşma yolunu yeğleyecektir. İşte giderayak Obama’nın kasıtlı olarak çıkardığı krizin büyük olasılıkla nedeni budur. Obama, ABD müesses nizamının yeni dönem için belirlediği Amerikan politik hedefine erişimi sağlamak için yeni başkan Trump’a ortam hazırlıyor. Göstergeler buna işaret ediyor... Amerikan politikası kurumlar tarafından hazırlanıp onaylanır ve hangi partiden olursa olsun başkanlar tarafından da uygulanır.

6- Çin ise yaklaşan tehlikenin farkında ve bu yüzden dikkatli de olsa Rusya’yı yatırımlarla teşvik ediyor ve ortak askeri tatbikatlar yapıyor. Güvenlik Konseyi’nde Suriye ile ilgili oylamada Rusya ile birlikte veto oyu kullanıyor. Çin, tüm bunları Rusya’nın Washington tarafından kendisine karşı kullanımını önlemek için yapıyor. Ancak Çinli politikacıların neredeyse tamamı, Rusya’yı düşman olarak görüyor. Ancak hem büyüyen Çin ekonomisin oluşturduğu yeni çıkarlar dili, hem de bu ekonominin Rus hammadde ve enerji kaynaklarına olan acil ihtiyacı, bu düşmanca bakışı perdeliyor.

Ayrıca Çin, Amerika’nın kendisine karşı agresif davranışının da farkında. Obama’nın son Çin ziyareti sırasında maruz kaldığı ağır hakaret, bunun olası göstergelerindendir. “ABD başkanı olarak Çin’e yaptığı son ziyaret sırasında ABD Başkanı Barack Obama, G-20 Zirvesi için geldiği Hangzhou havaalanında uçağın arka kapısından inmek zorunda kaldı. Obama’nın uçağın merdivenlerini kullanmak zorunda kalmasının nedeni, yangın veya teknik arıza değil, Çinli yetkililerin uçağın önüne başkanın inişi için yürüyen merdiven yanaştırmamalarıdır. Gözlemciler, Çin’in kasten ABD başkanını küçümsediğini düşünüyorlar. Bu küçümseme, birçok dosya ve sorunlarda farklı düşünen iki ülke arasındaki ilişkilerde yaşanan gerginliğin bir yansımasıdır. İki ülke arasında var olan sorunların başında, ABD ve Güney Kore’nin, bu ülkenin topraklarına füze kalkanı yerleştirmesi, Güney Çin Denizi’nde Çin ile Filipinler arasında yaşanan anlaşmazlık konusunda ABD’nin pozisyonu ve Washington’un Çin çelik ithalatına ağır vergiler koyma kararı gelmektedir...”[05.09.2016 el-Cezire]

7- Çağımızın paradoksu: Ulusal güvenlik danışmanı ve eski ABD Dışişleri Bakanı Kissinger, yaşına rağmen Rusya ile seçilmiş başkan Trump arasındaki uzlaşının şahsen vaftiz babasıdır ve bu yönde yani Çin’e karşı Rusya ile ittifak kurma yönünde Moskova’ya ziyaretler gerçekleştirdi. Putin’le görüşmeler yaptı. Rusya ise Kissinger’ın Rus çıkarlarını düşündüğü sanısıyla onun bu çabalarını ayakta alkışlıyor! “ABD eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger’ın Rusya-ABD ilişkilerinin normalleşmesi konusundaki çabalarını takdirle karşıladığını belirten Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov, Salı günü düzenlediği bir basın toplantısında, “Kissinger, hâlâ en akıllı siyasetçi ve en zeki uzmanlardan biridir. Diğer konulara nazaran Rus işlerinde ve ABD-Rusya ilişkilerinde derin deneyime sahiptir…” diye konuştu.” [27.12.2016 Moheet.com]

Avrupa’daki bazı bilgili kaynaklar da aynı zamanda bu eğilime işaret etmektedir. 28 Aralık 2016 günü Russia Today sitesinin aktardığına göre “Alman “Bild” gazetesi, Kissinger, Çin’in artan gücü göz önüne alındığında Rusya ile ilişkileri geliştirmenin kaçınılmaz olduğunu düşünüyor. ABD’nin efsane Dışişleri Bakanı, müzakere deneyimine sahiptir ve Devlet Başkanı Putin ile bizzat görüştü ve iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesi için arabuluculuk yapacak diye yazdı. Alman gazetesinin haberine göre “Henry Kissinger’ın tavsiyesi üzerine Trump, Rusya’dan yaptırımları kaldırmak için uğraşacak.Avrupalı yetkili organların talebi üzerine yapılan araştırma ve başkan Trump’un geçiş ekibinden elde edilen veriler de buna işaret ediyor...”

Bütün bunlar, Amerika’nın, Rusya ve Çin’e yönelik etkili bir politika izleyeceğinin göstergesidir. Bu politikanın temel umdesi, Çin sahnesinde Rusya’dan azami hizmet elde etmektir. Bu bağlamda Obama yönetimi, Rusya’ya baskı aşamasının kapılarını törenle açarak politikayı hayata geçirdi bile. Halefi Trump da anlaşma aşamasına geçecek. Görünüşe göre Rusya’nın ABD baskılarına yanıt vereceği ve Çin’e karşı kendisiyle birlikte hareket edeceği konusunda Amerika’nın hiçbir kuşkusu yok.

Dördüncüsü: Büyük güçler, hatta küçük devletler bile aralarında çıkar çatışması yaparlar. Ülkeler arasındaki siyasi nüfuz farklılığına göre bu konudaki çatışmalar da farklılık arz eder. Aralarındaki ortak payda, bugün dünyada yaşanan sefalet ve kötülüktür... Bugün İslam Devletinin olmaması gerçekten üzüntü vericidir. İslam Devleti, dizginleri elinde tutacak, dünyada doğruluk ve dürüstlüğün abidesi olacak, sadece Müslüman ülkelerde değil, aynı zamanda diğer ülkelerde olmak üzere dünyanın dört bir tarafına iyiliği yayacaktır. Bugün İslam Devleti olmasa da Müslüman yiğitler var.

صَدَقُوا مَا عَاهَدُوا اللَّهَ عَلَيْهِ فَمِنْهُمْ مَنْ قَضَى نَحْبَهُ وَمِنْهُمْ مَنْ يَنْتَظِرُ وَمَا بَدَّلُوا تَبْدِيلًاAllah’a verdikleri söze sâdık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir. Bir kısmı da beklemektedir. Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir.” [Ahzab 23]

Onlar, Allah’ın izniyle İslam Devletini ve dünyadaki dengeleri değiştirecek olan Raşidi Hilafeti yeniden kuracaklardır.

إِنَّ اللَّهَ بَالِغُ أَمْرِهِ قَدْ جَعَلَ اللَّهُ لِكُلِّ شَيْءٍ قَدْرًاŞüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur.”[Talak 3]

H.07 Rabiu’s Sânî 1438

M.05 Ocak 2017

hizb-ut-tahrir.info


Yorumlar

SON HABERLER