loader
KÖKLÜ DEĞİŞİM KADIN KOLLARI’NDAN “İSLÂMİ AİLE YAPISI” PANELİ

KÖKLÜ DEĞİŞİM KADIN KOLLARI’NDAN “İSLÂMİ AİLE YAPISI” PANELİ

Köklü Değişim Medya

Köklü Değişim Kadın Kolları - Diyarbakır tarafından düzenlenen “İslâmi Aile Yapısı” konulu panel gerçekleştirildi.

Köklü Değişim Diyarbakır Temsilciliği'nde düzenlenen panel, Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.

Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından ilk konuşmacı Seher Akın konuşmasını yaptı. Akın konuşmasında özetle şu hususlara yer verdi:

“Günümüz yönetimleri Müslüman aile yapısı üzerinde birçok çalışma yapmaktadır. Fakat hukuk, düşünce ve fikir açısından İslâmi hükümlere göre bu tip aileler, sorunlarını çözdüklerinde yöneticilerimiz bu İslâmi aile yapılarını radikal olarak görmektedirler. Hâlbuki bu tip ailelerde gerçek anlamda saadeti görebilmekteyiz. Allah Subhanehu ve Teâlâ Rum Suresi 21. âyet-i kerimede şöyle buyuruyor:

وَمِنْ اٰيَاتِه۪ٓ اَنْ خَلَقَ لَكُمْ مِنْ اَنْفُسِكُمْ اَزْوَاجاً لِتَسْكُـنُٓوا اِلَيْهَا وَجَعَلَ بَيْنَكُمْ مَوَدَّةً وَرَحْمَةًۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ

“Kendisiyle huzura kavuşmanız için size kendi nefislerinizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet var etmesi de onun ayetlerindendir.”

İslâm tarihi daveti yüklenen, bununla mutlu ve huzurlu olan ailelerin birçok örneğini içerisinde barındırmaktadır. İslâm’ın evlilik kurumuna dair bakışı, eşlerden her birinin diğerinden mutmain olduğu, arkadaşlığa dayalı bir muaşeret olmasıdır. İslâm’ın evliliğe bu bakışı kadının toplumdaki statüsünü de inanılmaz derecede değiştirmiştir. Ömer RadiyAllahu Anh’ın şu meşhur ifadeleri bu değişimin etkisini göstermesi açısından önemlidir: “Vallahi biz, Allah kadınlar hakkında indireceğini indirene ve onlara taksim edeceğini taksim edene kadar cahiliyyede onları bir şeyden saymazdık. Yaptığım bir iş için hanımım bana dedi ki: “Keşke şöyle yapsaydın.” Ben de ona dedim ki: “Bu işten sana ne? Benim istediğim bir hususta senin zorun ne?” Bunun üzerine o bana, “hayret sana ey İbnul Hattap! Sen istişarede bulunmak istemiyorsun, hâlbuki senin kızın Rasulullah ile istişarede bulunuyor.”

Enes RadiyAllah Anh’tan gelen bir rivayete göre Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’i çok güzel çorba pişiren bir komşusu yemeğe davet etti. Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem hanımı Aişe RadiyAllahu Anha’nın da gelip gelemeyeceğini sordu. Adam kabul etmeyince Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem Aişe RadiyAllahu Anha olmadığı için gelemeyeceğini bildirdi. Adam, “Aişe de gelsin” deyince beraber gittiler.

İslâm ideolojisine göre toplum ve devlet korunursa doğal olarak birey ve aile de korunmuş olur. Onun dışında aileyi korumak için yapılabilecekler cezaların yokluğunda nasihatlerle sınırlıdır. Aile yapısının hayata sağlıklı bir şekilde tutunması ancak İslâmi hayatı tatbik eden devletin varlığına bağlıdır. Devlet toplumu koruduğu gibi fert ve aileyi de korur. Dolayısıyla aile yapısını negatif anlamda etkileyici ne varsa devlet ona karşı mücadele eder.”

İkinci konuşmacı olarak söz alan Esra Demir ise konuşmasında özetle şu sözlere yer verdi:

“Müslüman kadın, hayatındaki meselenin ümmet ve ümmetin kalkınması olduğunu çok iyi kavrar ve bunun dışında bir başka sorun bilmez. Bu nedenle annelik çerçevesinden ümmetin bina edilmesinde Allah Subhanehu ve Teâlâ’nın vekil kıldığı sorumluluk hacminin bilincindedir. Yani kadının öncelikler listesinde yer alan işi, hakkını verecek şekilde evidir. Aile içindeki rollerde ortaklık mümkün değildir. Kadının annelik rolüyle yönetici ve koruyuculuk rolü arasında bir denge kurması mümkün değildir. Aynı şekilde erkeğin harcama yapma rolüyle evin işlerini yapma rolü arasında denge kurması mümkün değildir. Çünkü her işin kendine has özellikleri ve yeterlilikleri vardır. İslâm, insanı sıkıntıya sokmak, işlerini zorlaştırmak ve evlilik hayatını geçimsiz bir hale getirmek için değil; aile içinde sükunet ve istikrar hali bulunsun diye gelmiştir. Dolayısıyla her bir taraf kendisine ait role ve sorumluluklara bağlı kaldığı zaman bunlar gerçekleşmiş olur.

Takiyyuddîn en-Nebhânî Rahmetullahi Aleyh, evlilik hayatıyla ilgili şu ifadeleri kullanmıştır: “Kocanın kadın üzerindeki kavvamlığı, zorbalık ve evin yöneticisi olması demek değildir. Bilakis kocanın evdeki liderliğinin manası ev işlerini gütmek ve idare etmektir. Bunun içindir ki kadın kocasının sözüne cevap verebilir, sözünde onunla tartışır ve onunla istişarede bulunabilir. Çünkü onlar birer arkadaş olup amir ve memur veya hakim ve mahkum değildirler. Aksine o ikisi evlerinin idaresi ve ev işlerinin güdülmesi bakımından liderliğin o ikisinden birine verildiği birer arkadaştırlar.”

Genelleme yaparak söylemek gerekirse daveti taşıyan fertlerin bulunduğu aile çatısı altında zıtlaşma yoktur. Böylesi durumlarda davetçi bir erkek, kendisi gibi eşinin de toplumun kötü gidişatından mesul olduğunu bilir. Erkek burada da öncü olur ve hanımının da bu noktada bir şeyler yapması için yardımcı olur. Hanımı da bu sahada en azından eşine davetinde yardımcı, evlatlarının İslâmi eğitiminde öncü olmaya ve sıla-i rahim yaparak yakınlarına İslâm davetini taşımaya çalışır. Doğruluğu ve cesareti ile toplumun önünde bir örnek teşkil eder.

Biz tek bir ümmetiz ve İslâm ümmeti olarak da tek bir aileyiz. Ümmetteki ailevi çöküntü bugün hepimizin kanayan yarası haline dönüşmüştür. Çözümü ise İslâmi hayata yeniden kavuşmaktır. Bunun öncüleri de İslâm davasını yüklenenlerdir, biiznillah! Görevimiz, ailemiz dâhil toplumun yeniden İslâmi mefhumlarını inşa etmek için çalışmaktır. İslâm ümmeti küfür sistemlerinden kurtulana kadar da bu sorumluluğumuz bitmeyecektir. O günleri Allah Subhanehu ve Teâlâ en kısa zamanda bizlere göstersin ve yaşatsın. (Âmin)…”

Panel yapılan duanın ardından sona erdi.